menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Farkındalıkların farkında olmak

2 0
02.04.2026

Bugün gökyüzü biraz daha mavi. Çünkü Otizm Farkındalık Günü. Paylaşımlar biraz daha duyarlı, cümleler biraz daha özenli…

Otizm spektrum bozukluğu, bireyin sosyal, iletişim, davranış ve dünyayı algılama biçiminde farklılıklarla ortaya çıkan nöro gelişimsel bir durum. Bir hastalık değil; beynin çalışma şeklinin farklı oluşu.

Genellikle 2-3 yaşında fark edilmeye başlayan bu süreç; göz temasında güçlük, duygu ifade etmede zorlanma, tekrarlı hareketler, ses ve ışığa aşırı duyarlılık ya da tepkisizlik gibi belirtilerle kendini gösterir. Ancak bu belirtilerin birkaçını gözlemleyen kişilerin kendi başına tanı koyması doğru değildir. İyi bir gözlem ve mutlaka tıbbi destek şart.

Dünya Sağlık Örgütü’ne göre dünyada her 127 kişiden biri otizmli. Bu bireylerin bazıları bağımsız yaşayabilirken, bazıları ömür boyu desteğe ihtiyaç duyar. Çünkü otizmli bireylerin yaklaşık yüzde 50’sinde zihinsel yetersizlik görülebilmekte.Ayrıca otizme ek olarak epilepsi, depresyon, anksiyete ve dikkat eksikliği gibi durumlar da gözlemlenebilir.

Otizmin ortaya çıkmasında genetik faktörler, beyin gelişimi farklılıkları ve çevresel etkiler rol oynar. Bilinenin aksine, bebeklikte yapılan aşıların otizme sebep olması söz konusu değil.

Bugün hâlâ şeker yüklemesini yaptırmayan, doğum öncesi yapılan iğneleri reddeden; çocuklarının engelli olacağına evde otururken karar veren sözde “bilge” kişiler var. En üzücüsü ise, hâlâ otizmli çocukları için bilimsel destek yerine alternatif yollara yönelen ailelerin bulunması…

Birinin çıkıp “Şu hocaya götürdük, düzeldi” demesi, başka bir ailenin tutunacak dalı hâline geliyor. Böylece umut, yerini zaman kaybına bırakıyor. Oysa otizm bir bozukluk değil ki gizli bir güçle ortadan kalksın. Bu, destekle yönetilen bir gelişim farklılığı aslında.

Erken yaşta alınan doğru eğitim, özel terapi yöntemleri ve sabır… İşte gerçekten işe yarayanlar bunlar.

İşin kırıcı tarafı ise şu: Bu bireyler çoğu zaman kendi zorluklarından çok, toplumun onlara yüklediği anlamlarla mücadele ediyor. Bir bakış, bir fısıltı, bir dışlama…

Yine de umut tamamen bitmiş değil. Son yıllarda sosyal projeler ve eğitimler daha yaygın hâle geldi. Bu gelişmeler, az da olsa toplumun değişebileceğini gösteriyor. Daha anlayışlı, sabırlı ve insani bir toplum olma yolunda ilerleme umudumuzu yitirmedik.

Küçük bir rica: Otizmli bireylere ve ailelerine, dikkatlerini çekecek ve rahatsız edecek bakışlardan kaçınalım.

Bütün mesele, farklı olanı dışlamadan birlikte yaşayabilmeyi öğrenmek…


© Yeni Ankara