menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Sosyalizm mi, liberalizm mi yoksa cehaletizm mi?

17 0
24.04.2026

Geçenlerde bir grup ekonomistin bir konuyu çok sert şekilde tartıştığına şahit olmuştum. Bir dinleyeyim dedim. Cehalet ve körü körüne bağlanmış bir grup insan tartışıyormuş sadece. Bir X konusunu savunan kişilerin sanki dini olmuş gibi körü körüne ama aslında savunduğu şeyi pek de bilmeden savunduğunu izledim. Ekonomi modelleri üzerine yapılan tartışmalar bazen kahve muhabbetine dönüyor evet ama bu artık cehaletizmin yükselişi olmuş.

Biri liberal yani “serbest piyasacı”, diğeri sosyalizm yani “devlet her şeyi yapsıncı”. Akıl almaz bir kapışma, tartışma yapıyorlar. Ama ne nedir bilmiyorlar.

Ama durun… mesele bu kadar basit mi? Hayır sadece bir asır öncesinin siyasi çekişmesinin yankılarını duyuyoruz.

CEHALET 101: KAPİTALİZM VE LİBERALİZM, AYNI ŞEY DEĞİLLER

Kapitalizm ve liberalizm çoğu zaman aynı şey zan ediliyor. Oysa bu çok büyük bir yanlış.

Kapitalizm: Üretim, kâr ve sermaye birikimi üzerine kurulu ve sermayeye önem veren ekonomik sistemdir.

Liberalizm: Devletin ekonomiye asla müdahale etmemesi gerektiğini savunan ideolojidir.

Batı daha çok liberalizm, kapitalizm vs akımları benimsedi, sermaye ellerindeyken bu zaten onların lehine idi.

Rusya, Çin gibi doğu ülkeleri ise komünizm, sosyalizm gib akımları benimsedi, bü ülkeler ise otoriter liderler tarafından yönetiliyor ve o liderler elbette devleti kontrol edebildiklerinden dolayı devlet dışındaki ekonomik faaliyetlere sıcak bakmıyorlardı.

Bu ayrımı yapmadan tartışmak, pusulasız denize açılmak gibidir.

Bugün birçok kişi “liberalim” der ama büyük şirketlerden de şikâyet eder. Maaşım niye düşük veya şu neden böyle pahalı diye yakınır.

Bir başkası “sosyalistim” der ama tüketim alışkanlıkları tam bir kapitalist karakterdedir. Elinde son model telefon ve klasik saat, altında milyonluk araba ile.

Benim için sorun fikirde değil…

Sorun, fikrin ne olduğunu bilmeden savunulmasında ve elbette bu ekonomik anlayışların aslında çok doğru olmadığını anlamamış olmamızda.

YA DEVLET BAŞA YA KUZGUN LEŞE

Türkiye Cumhuriyeti kurulurken, ekonomide yönü pusula ile tayin edebilecek, 6 temel ilkeden biri kabul edilen Devletçilik kritik bir yeri dolduracak şekilde benimsendi. Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK çok kritik bir tercih olarak Devletçilik anlayışını özellikle İzmir iktisat kongresinde duyurdu.

Devlet her şeyi yapmaz Ama özel sektörün yapamadığını üstlenir ve piyasayı ayağa kaldırana kadar yön verir. Fon verir. Üretime destek olur.

Ardından piyasa ayağa kalkınca yavaşça üretimi piyasadaki özel girişimlere devrederken denetleme yetkisini ve hukukun üstünlüğünü her an şirketlerin ensesinde hissettirir.

Devletçilik benimsendi ve bu sayede:

Türkiye uzak Asya ülkeleri gibi sömürge olmadı.

Yerli üretim tüm imkansızlıklara rağmen oluştu.

Emperyal güçlerden izole bir ekonomik bağımsızlığımız oldu.

Eğer o dönemde tamamen liberal bir model seçilseydi:

Sermaye dışarıdan gelecekti

Üretim ve ekonomik kontrol yabancıların eline geçecekti.

Ekonomi dışa bağımlı olacaktı.

Bugün dünyaya baktığımızda da birçok ülkede........

© Yeni Ankara