menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Biz hep 50 liralık alıyor(duk)

21 0
17.09.2026

Ekonomi bazen rakamlarla anlatılır. Bazen de rakamların yanına birkaç güzel cümle konur, mesele halledilmiş olur.

Mesela 16 Eylül 2026 günü iki açıklama peş peşe geldi. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, motorin fiyatlarını Avrupa ile kıyaslayarak, “Birçok Avrupa ülkesinde bir litre mazotun Türk lirası cinsinden fiyatı 150 TL’den aşağı değil. Bizde son yükselişlere rağmen 100 TL civarı” dedi. Üstelik bununla da kalmadı; eşel mobil sisteminin yıl sonuna kadar devam edeceğini, 2027’de ise uygulanmayacağını söyledi.

Aynı gün Ticaret Bakanı Ömer Bolat da Türkiye’nin ekonomik gelişme hızıyla “dünya liginde imrenilen bir ülke” haline geldiğini söyledi. Bakanlığın açıklamalarında da Türkiye ekonomisinin büyüme ivmesi, istihdam ve ihracat artışı üzerinden benzer bir tablo çiziliyor.

Şimdi vatandaşın kafasında şöyle bir soru oluşabilir:

Madem dünya bize imreniyor, biz neden markette fiyat etiketine bakarken bu kadar heyecanlanıyoruz?

Belki de problem ekonomide değil, bizim ekonomiyi yanlış anlamamızdadır.

Çünkü vatandaş ekonomiyi biraz farklı ölçüyor.

Ekonomiyi; kişi başına milli gelirden önce maaşının ayın kaçıncı günü bittiğiyle, büyüme oranından önce pazardan kaç poşetle dönebildiğiyle, ihracat rekorundan önce deposuna kaç litre mazot koyabildiğiyle ölçüyor.

Bakan Şimşek’in açıklamasındaki en dikkat çekici bölüm aslında “150 lira” değil, “TL cinsinden” ifadesi.

Çünkü Türkiye’de vatandaş da zaten her şeyi TL cinsinden alıyor.

Euro ile maaş almıyor.

Dolar ile pazara gitmiyor.

Brüksel’deki vatandaşın deposunu doldururken ödediği parayı da merak etmiyor.

Kendi deposunu........

© Yeni Ankara