Unuttuğumuz gerçek gündem: Toprağın küskünlüğü
Her sabah uyandığımızda zihnimizi aynı yorucu döngüyle dolduruyoruz: Döviz kurları, siyasi atışmalar, sınır ötesindeki gerilimler ve bitmek bilmeyen ekonomik spekülasyonlar... Tüm bu gürültünün içinde, ayaklarımızın hemen altındaki sessiz çığlığı duymayı unutuyoruz. Oysa asıl gündem ne meclis koridorlarında ne de uluslararası zirvelerde belirleniyor. Asıl gündem, çatlayan topraklarda, kurumaya yüz tutmuş nehir yataklarında ve pazar tezgahlarındaki etiketlerde yazılıyor.
Toprak bize küsüyor ve biz bu küskünlüğü ancak soframızdaki tabak eksildiğinde fark ediyoruz.
PAZAR TEZGAHINDAKİ ACI GERÇEK
Bugün semt pazarına çıktığınızda bir domatesin, bir bağ maydanozun veya bir kilo soğanın fiyatına bakıp iç geçiriyorsanız, sorunun sadece enflasyon veya lojistik maliyetleri olduğunu düşünmek kolaya kaçmaktır. O etiketin arkasında çok daha derin, çok daha yapısal bir kırılma yatıyor.
Bir yanda alın teriyle toprağı işlemeye çalışan ama artan gübre, mazot ve tohum maliyetleri altında ezilen bir üretici kitlesi var. Diğer yanda ise değişen iklim koşulları... Eskiden hangi ayda yağmur yağacağını, hangi ayda don vuracağını ecdadından kalan bir ritimle bilen çiftçi, artık gökyüzüne endişeyle bakıyor. Mevsimler şaştı, tabiatın dengesi sarsıldı. Bizler şehirlerin beton kanyonlarında bu değişimi sadece "Bugün hava ne........
