menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bir gün dönüp baktığımızda en çok neye üzüleceğiz?

8 0
18.10.2026

İnsan, hayatının büyük bölümünü bir şeylere yetişmeye çalışarak geçiriyor. Daha iyi bir iş, daha güzel bir ev, daha fazla kazanç, daha sağlam bir gelecek… Peki, yıllar sonra geriye dönüp baktığımızda bütün bu çabanın içinde en çok neyi eksik bulacağız?

Bir adam düşünün. Yıllarca çalışmış, sabah herkesten önce evden çıkmış, akşam herkesten sonra dönmüş. Ailesine daha iyi bir hayat sunmak istemiş. Çocuklarının eksiklerini tamamlamak, evinin ihtiyaçlarını karşılamak, yarınını güvence altına almak için uğraşmış.

Çocuğu bir akşam yanına gelip, “Baba, benimle biraz oynar mısın?” diye sormuş.

Adamın aklıysa ertesi günkü toplantıda, ödenmesi gereken faturada, yetiştirmesi gereken işteymiş.

“Şimdi olmaz evladım, sonra oynarız.”

O sonranın ne zaman geleceğini ikisi de bilmiyormuş.

Yıllar geçmiş. Çocuk büyümüş, kendi hayatını kurmuş. Adam hâlâ çalışıyormuş ama artık evde onu bekleyen küçük bir çocuk yokmuş. Bir akşam eski fotoğraflara bakarken oğlunun çocukluk hâlini görmüş. O günlerde ne kadar çok işi olduğunu hatırlamış. Sonra, oğlunun kendisinden istediği o kısa oyun saatini…

İşte insanın canını bazen büyük hatalar değil, küçük ertelemeler yakar.

Çünkü bazı fırsatlar kaçırıldığında yerine yenisi gelmez. Bazı anlar tekrarlanmaz. Bazı insanlar yanımızdayken sıradan görünen varlıklarıyla hayatımızın en kıymetli parçasıdır.

Hep Bir Şeylerin Daha İyisini Bekliyoruz

İnsan neden bugünü yaşamakta bu kadar zorlanıyor?

Çünkü çoğu zaman mutluluğu bir sonraki aşamaya bağlıyor. Şu işi bitireyim, biraz para biriktireyim, borçlarımı kapatayım, çocuklar büyüsün, emekli olayım… Sonra rahat edeceğim.

Fakat hayat, yapılacaklar listesinin tamamlanmasını beklemiyor.

Bir hedefe ulaşıyoruz, ardından başka bir hedef belirliyoruz. Bir sorunu çözüyoruz, başka bir sorun kapımızı çalıyor. Kazandığımız para artıyor ama ihtiyaçlarımız da büyüyor. Bir türlü tamamlanmayan bir hazırlığın içinde, yaşadığımız günleri tüketiyoruz.

Elbette çalışmak, geleceği düşünmek, sorumluluklarımızı yerine getirmek zorundayız. Hayatı yalnızca anlık mutlulukların peşinden koşmak olarak görmek de gerçekçi değil.

Ancak geleceği kurmaya çalışırken bugünü bütünüyle gözden çıkarmak başka bir mesele.

Belki de yıllar sonra en çok, her şeyin yoluna girmesini beklerken hayatın zaten akıp gitmesine üzüleceğiz.

Söylemek İstediklerimizi Neden Bekletiyoruz?

Bir telefon açmak istiyoruz ama işimiz çıkıyor. Bir gönül almak istiyoruz ama gururumuza yeniliyoruz. Bizi seven birine sevgimizi göstermek istiyoruz ama onun bunu zaten bildiğini düşünüyoruz.

Bazen de kırıldığımız insanlara söyleyecek çok sözümüz oluyor. Fakat konuşmak yerine susmayı seçiyoruz. Zaman geçtikçe araya mesafeler giriyor, söylenmeyen sözlerin yerini tahminler........

© Yeni Ankara