Gönüllü okuyuculuk, gönülden gönüle yolculuk
Merhaba değerli okurlarım, Birçoğunuzun bildiği gibi bu hafta (30 Mart 6 Nisan arası) kütüphanecilik haftası diye geçer. Çoğunluğu bu haftada olmak üzere yılın farklı zamanlarında kitapların, kütüphanelerin ve okumanın önemi hakkında çeşitli yazılar okumuşsunuzdur.
Bugün ben size okumak ile ilgili farklı ama bir o kadar da anlamlı GÖNÜLLÜ OKUYUYUCLUKTAN bahsetmek istiyorum.
“ Kitapsız bir yaşam; kör, sağır ve dilsiz yaşamaktır.” Der Seneca. Ne doğru bir saptama! Çünkü kitap, köre göz; sağıra kulak; topala ayaktır.
Okumak, cehalete Son; fikirlere yön verir. Lisanı Söze, insanı öze götürür. Yarına kapı açar; bugünü kucaklar; dünü hepsiyle el ele yürütür. Okumak; Mevlana’yı yunusa yoldaş kılar; Mustafa’yı, Atatürk yapar. Müslüman‘ın tutunduğu ilk daldır, oku… Evet, oku, der Kur’an; oku, var et nice yoku. Hiç bilenle, bilmeyen bir olur mu?
Okursun değerlendirirsin, okursun anlarsın, okursun öğrenirsin, okursun bilirsin...
Okurken içinden okursan okuduklarını içselleştirir, biriktirirsin. Ama okuduklarını sesli okur ve kaydedersen okuduklarını çoğaltır, dağıtırsın.
Sen bir kitabı seslendirirsin senin seslendirdiğin kitapları onlar yüzler binler ve Hatta... Okur. Öyle maya çalarsın ki bir zihne… Öyle özgün köprüler inşa edersin ki gönülden gönüle… Sesin, çorak bir coğrafyadaki çiçeğe Can suyu olur.
Görme engelli bir birey,........
