Yüzyılın tanığı: Bir ajansın hafızası, bir mesleğin vicdanı...
Gazetecilik bazen bir haberin peşinden gitmek, bazen de tarihin tam ortasında durup tanıklık etmektir. Dün, Ankara’nın yoğun gündemi arasında yaptığımız bir sohbet, beni tam da bu düşünceye götürdü.
Basın dünyasının deneyimli isimlerinden meslektaşım, Basın İlan Kurumu Ankara Bölge Müdürü değerli dostum Atakan Çelik ile bir araya geldik. Onu dinlerken gördüğüm şuydu: Bazı kimlikler vardır ki görev değişse de değişmez. Gazetecilik de onlardan biri.
Atakan Çelik’in azmi başarısının, vefası karakterinin, saygınlığı ise mesleki duruşunun en net göstergesidir; o, gazeteciliği sadece yapan değil, taşıyan isimlerden biridir.
Sohbetimizin merkezinde ise tek bir eser vardı. Dün raflardaki yerini alan kitabı “Yüzyılın Tanığı: Anadolu Ajansının Asırlık Öyküsü”...
Bu kitap, sıradan bir kurum tarihi değil. Bu kitap, bir milletin sesinin nasıl kurumsallaştığının, hakikatin nasıl savunulduğunun ve gazeteciliğin nasıl bir sorumluluk taşıdığının belgesidir.
Bu satırları yazarken benim için mesele sadece bir kitabı değerlendirmek değil. Aynı zamanda kişisel bir hafızaya da dokunmak.........
