Vadedilmiş Topraklar ve İran Saldırısı
Dünya, İsrail-ABD ortak operasyonuyla İran semalarında yükselen dumanları konuşuyor...
Ayetullah Hamaney'in öldürüldüğü iddiaları ve Trump'ın "rejim değişikliği" naraları arasında asıl soru şu: Hedef sadece nükleer tesisler mi, yoksa binlerce yıllık teopolitik bir rüyanın uyanışı mı?
Değiştirdikleri Tevrat üzerimden Strateji
Yıllar önce kaleme aldığım "İsrail'in GAP Senaryosu" kitabında, bugün yaşananların kodlarını Türk istihbarat raporlarına dayanarak deşifre etmiştim. Tevrat'ın Tesniye bölümü, binlerce yıldır inandıkları bir emir olarak duruyor: "Ayak basacağınız her yer sizin olacak… Sınırlarınız Fırat Irmağı'ndan Akdeniz'e kadar uzanacak." Bu satırlar yazıldığında ne İran vardı ne nükleer füze. Ama hedef aynı: Fırat'ın batısı, Vaadedilmiş Topraklar. İran'a atılan her füze, işte bu kadim sınır hayalinin önündeki engelleri temizliyor.
Arz-ı Mev'ud: Güvenlik perdesi
İsrail her hamlesini "savunma hakkı" diye pazarlıyor. Ama bölgede taşlar oynadığında altından hep aynı harita çıkıyor: Vaadedilmiş Topraklar...
İran'ın nüfuzunu kırmak, bir rakibi elemekten öte; Suriye ve Irak üzerinden Türkiye'nin güneydoğusuna, GAP bölgesine uzanan koridorun kapılarını zorlamaktır.
GAP'a Stratejik sızma
Kitabımda uyardığım "sessiz işgal" metotları bugün daha sofistike. Damla sulama, tarım yatırımları adı altında bölgeye sızan lobiler, şimdi jeopolitik boşlukları değerlendiriyor.
Fırat ve Dicle'nin kontrolü petrolden değerli.· İstihbarat ağları, Yahudi lobilerinin ve uluslararası şirketlerin toprak alımları, ekonomik hamle değil, stratejik mevzi kazanma çabasıdır.
Türkiye hedef tahtasında
İsrail'den gelen "yeni tehdit Türkiye" çıkışları tesadüf değil. Ankara'nın bu ideolojik genişlemeye karşı duran en büyük kale olduğunu biliyorlar. Türkiye-Mısır yakınlaşması ve bölgedeki Türk etkisi, "Vaadedilmiş Topraklar" senaryosunun önündeki en büyük set.
Tevrat'taki inandıkları vaatler değişmedi; değişen sadece teknoloji. Bugün ileri teknoloji füzeler, yapay zekâ destekli operasyonlar ve küresel lobicilikle somut bir askeri doktrine dönüştü.
İran'da başlayan yangın sadece bir komşunun iç meselesi değil. Bu, sınırları Dicle ve Fırat'la çizilmiş bir projenin kanlı safhasıdır. Tarih bize öğretti: Başkasının toprağında "ilahi hak" iddia edenlerin gözü, sizin suyunuzda ve toprağınızda olur. Uyanık olmazsak, yarın ayak basılan her yerin başkalarına ait olduğu bir sabaha uyanabiliriz.
