menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Fon krizi bunun yanında hafif kalır!

8 0
14.10.2026

Hedefte millî güvenliğimiz, üreticimiz ve gıda bağımsızlığımız mı var?

Büyük oyunu sorguluyorum! Tarımda yaşananları, sahada gördüklerimi ve yıllardır biriktirdiğim tecrübeleri kamuoyunun dikkatine sunuyorum. Çünkü mesele yalnızca çiftçinin para kazanamaması değil; mesele Türkiye’nin gıda güvenliği, toprağı ve geleceğidir!

Bir ülkenin millî güvenliği yalnızca sınırlarında korunmaz. Tarlasında, tohumunda, suyunda, üreticisinde ve gıda zincirinde de korunur. Kendi gıdasını üretemeyen bir ülke, bir gün en temel ihtiyaçları için başkalarına bağımlı hâle gelebilir.

Peki, Türkiye tarımında yıllardır biriken sorunlar bizi nereye götürüyor?

2019'dan itibaren daha da belirginleşen üretim baskısını, çiftçinin giderek artan maliyetlerini ve emeğinin karşılığını alamamasını sorgulamamız gerekmiyor mu?

Çiftçi neden her yıl biraz daha güçsüzleşiyor?

Gelin, yaşananları adım adım ele alalım.

Üretim maliyetleri artıyor, çiftçinin kazancı aynı oranda artmıyor.

Üretim maliyetleri artıyor, çiftçinin kazancı aynı oranda artmıyor.

Mazot, gübre, ilaç, sulama, işçilik ve nakliye maliyetleri üreticinin sırtına yüklenirken çiftçi hasat döneminde ürününü hak ettiği fiyattan satamayabiliyor. Üretici borçlanıyor, gelecek sezon için yeniden kredi arıyor. Bir sonraki yıl aynı döngü tekrar başlıyor.

Hasat döneminde ithalat politikaları üreticiyi baskı altına alabiliyor.

Hasat döneminde ithalat politikaları üreticiyi baskı altına alabiliyor.

Ayçiçeği hasadında ithalatın önünün açılması, iç piyasadaki fiyatları baskılayabilir. Narenciyede ihracat kısıtlamaları veya yasakları ise ürününü dış pazara hazırlamış üreticiyi zor durumda bırakabilir.

Elbette ithalat ve ihracat kararlarının gerekçeleri, zamanlaması ve piyasaya etkileri somut verilerle incelenmelidir. Ancak sorulması gereken soru açıktır: Ülkenin üreticisi korunmadan gıda güvenliği korunabilir mi?

Çiftçi, üretimden pazarlamaya kadar dar bir çevreye mahkûm kalabiliyor.

Çiftçi, üretimden pazarlamaya kadar dar bir çevreye mahkûm kalabiliyor.

Üretici finansmana, girdilere, tüccara ve pazara erişimde yeterli alternatife sahip değilse pazarlık gücünü kaybeder. Ürün tarlada düşük fiyatla el değiştirirken aynı ürün tüketicinin sofrasına çok daha yüksek fiyatla ulaşabilir.

Burada araştırılması gereken konu, üretici ile tüketici arasındaki fiyat farkının hangi aşamalarda ve kimler tarafından oluşturulduğudur.

Sahte ve kalitesiz tarımsal girdiler, çiftçinin geleceğini tehdit ediyor.

Sahte ve kalitesiz tarımsal girdiler, çiftçinin geleceğini tehdit ediyor.

Gübre diye satılan ürünün içeriği, etikette yazanla örtüşmüyorsa zarar yalnızca çiftçinin cebinde kalmaz. Toprak, bitki, verim ve gıda kalitesi de risk altına girer.

Bu nedenle........

© Yeni Ankara