Gökyüzü aynı… Bir yerden umut, bir yerden ölüm yağıyor
Gökyüzünden indi.. Ama füze değil,
Çevremiz yangın yeri ve yıkım. Manşetler, köşe yazıları, ekranlar… Aynı konudan bahsediyor: Savaş. ABD. İsrail. “İran’a saldırdı…” “Ortadoğu yeniden karıştı…”
Haritalar çiziliyor, füzeler konuşuluyor, insanların üzerine bomba yağıyor. Hayatını kaybeden insanlar… Yıkılan yuvalar… Kaybolan çocukluklar, yok olan hayaller…
Tam da böyle bir zamanda, her yıl olduğu gibi yine o geldi. Sessizce. Gösterişsizce.
Leylek Yaren, Bursa’nın Karacabey ilçesine bağlı Eskikaraağaç Köyü’ne… Ve yine dostu Adem Yılmaz’ın kayığına kondu.
Ne füze vardı gelişinde, Ne siren sesi. Sadece vefa vardı. Sadece sadakat.
Leylek Yaren binlerce kilometre öteden on beş yıldır geliyor. Aynı kayığı, Aynı insanı buluyor.
Aynı selamı veriyor: “Geldim dostum.”
İnsanlığın yapamadığını bir kuş, bir leylek yapıyor.
Yanı başımızda bombalar yuvaları yıkıp dağıtırken, Yaren’imiz huzur dolu yuvaya konuyor. Komşu coğrafyalarda silahlar konuşurken, burada dostluk sevgiyle bekliyor.
Gökyüzü aynı gökyüzü… Ama bir yerden umut iniyor, Bir yerden ölüm yağıyor.
Düşünüyorum da… Keşke Yaren yalnızca bir köye değil, vicdanı kararmış zihinlere inseydi. Keşke kanı, zulmü normalleştirenlere barışı öğreterek kanat çırpmayı gösterebilseydi.
Çünkü mesele bir leylek değil aslında. Mesele vefa. Mesele dostluk. Mesele insan kalabilmek.
Yaren leyleğimiz on beş yıldır bu topraklara umut ve sevgi getiriyor. Ama dünyanın farklı köşelerinde hâlâ bombalar patlıyor.
Demek ki bazıları gökyüzüne sevgiyle bakmayı unutmuş.
Oysa gökyüzü aynı. Yaren aynı. Barış ihtiyacı da aynı.
Bir leylek kadar, sevgili Yaren’imiz kadar sadık; Yaren kadar vefalı olamadık birbirimize.
Belki de bütün mesele bu.
Ve belki de artık bir leyleğin sessiz sadakatinden ilham alarak; barışın, sevginin ve kardeşliğin egemen olduğu, savaşların son bulduğu bir dünyayı hep birlikte kurmayı hatırlamalıyız.
