Peygamber Efendimizin örnek hayatını yaşayalım yaşatalım!
Son zamanlarda dinî kimliği öne çıkan insanların bazı halleri, bunu malzeme yapmaya alışmış ‘mal bulmuş mağribi’ gibi hareket edenleri çok sevindirmiş, dindarları ise son derece üzmüştür. Bu ve benzerî olayları farklı cephelerden değerlendirip ‘nefs muhasebesi’ yapmamız icab eder. İslami Hayat Görüşü’ne sahip miyiz, değil miyiz? Sahip değilsek, Müslümanlığımızda eksik bir taraf var demektir. Bu fark ihmal edilemez ki. İhmal edilirse, kavram yetersizliğine uğrarız ve anlaşabilmemiz çok zorlaşır. Elbette ki inandığım gibi düşüneceğim. Düşünceye yön veremeyen inanç, zaten ciddiye alınmaya layık değildir.
Yaşayışıyla güzel örnek olma kaidesinin müessiriyetini gayet iyi bilen Peygamber Efendimiz, kendisi hayatıyla örnek teşkil ettiği gibi, İslam’a davet ettiği insanların İslami yaşayışı görerek fikir ve kanaatlerini ona göre tayin ve tespit etmelerine imkan ve vesileler hazırlıyordu. Bedir Gazvesi’ndeki esirlerin topluca bir yerde mahpus tutulmaları yerine birer birer ashab-ı kirama dağıtılarak misafir edilmeleri, başka bir takım fayda mülahazaları yanında büyük ölçüde, ‘esirler sahabenin İslami yaşayışına vakıf olsunlar’ içindir. İç dünyamıza dönüp soralım.
Bize, bizim yaşayışımıza bakarak kaç insan İslam’la şereflenmiş. Şeffaf bir şekilde yaşayışımızı gösterip, ‘bizim yaşayışımıza vâkıf olurlarsa bu insanlar etkilenir’ diyebileceğimiz, defosuz, illetsiz bir hayat tarzımız var mı? Yaşadığımız hayat ‘örneklik’ (üsve-i hasene) teşkil ediyor mu?
İslam düşmanı Benu Hanife reisi Sümame’nin Müslüman olmasına, Peygamberimizin hüsn-ü muamelesi, karşılıksız affı yanında Mescitte bir direğe bağlı kaldığı müddet zarfında İslami yaşayışı, sahabeler arasındaki kardeşlik duygusunu, fakir-fukara ile alakalarını, misafire ikramlarını hâsılı “ahlak-ı Muhammediye”ye bağlılıklarını görerek iman etmedi mi?
Taif heyeti geldiği zaman, Müslümanların Kur’an okuyuşları, namaz kılışları, huşü ve hudu içinde ibadetleri ve İslam’ı yaşayışları kalplerini rikkate getirsin diye Peygamberimizin onları Mescidin hemen yanında misafir ettiğini biliyoruz. Bazı heyet mensuplarının, ashabın evlerine dağıtılarak misafir edilmelerinde, ‘halin konuşması’ Müslümanların gerek aile hayatlarında, gerekse yaşayışlarındaki güzellikler, etrafında bulunanları etkileyen ‘hayat tarzları’ çoğunu dalaletten hidayete........
