menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Âcil eylem planına ve açılımına muhtacız!

28 1
18.01.2026

Ruhu daraltan, düşünce melekelerini donduran, iradeyi çökerten, idraki bulandıran, kalbi kuşatan marazi hâl, hayatı çekilmez kılıyor. Yorgun, yılgın, bitkin, bezgin, bedbin ruh hâlleri insanımızı huzursuz ediyor.

Umutsuz, uyumsuz, uykusuz yığınlar kaygılı, kederli, hüzünlü ve agresif. Davranışlar kaba ve katı, düşünceler dar ve donuk.

Artık bol ışıklı, çok sesli, renk cümbüşü yaşamlar huzur vermiyor. Bu çağın en büyük günahı kalbi katletti. Kaskatı kesildi. Ruhsuz dünya haline getirdi. Manevî bir açlık yaşıyoruz ve toplum olarak o kadar çok kirlendik.

Hakikate karşı duyarsızlaştı. Bedenine yatırım yaptı, ruhunu aç bıraktı. İslami ve insani değerler dumura uğradı. Vicdan, insaf, erdem, edep, haya, iyilik, insanlık, merhamet, şefkat gün geçtikçe gönlümüzden çıkıp gidiyor.

Son günlerde gündeme oturan uyuşturucu, kumar, futbola da giren bahis, vs. sanatkârların, meşhurların da bu pisliğin içinde olması örnek gösterilecek insanların bulunmaz hâle gelmesi, hasta bir toplumda yaşadığımızın göstergesi. Kumar, artık parası olmayanların değil, hayatta bir yeri olmayanların sığınağı haline geliyor. Dijital kumar, düzenli işi, eğitimi ve ailesi olan bireyleri dahi içine çeken yapısal bir “orta sınıf krizine” dönüşmüş durumda.

Tatil, turizm, daha çok tüketim, müzik, oyun, eğlence, spor, eşya, meta, madde, moda, marka, model tutkusu bitmek tükenmek bilmiyor. Okulların tatiliyle gelen boşluktan faydalanma da hayal oldu artık. İmaj, prestij, makyaj, maske, estetik, sentetik, kozmetik gibi tutkular değerlerimizin yerini aldı. Rahmet kıtlığına maruz kaldık. Bereket yoksunu olduk.

Merhamet fukarası bir topluma dönüştük. Huzura hasret kaldık. Konforla gelen dünyevileşmeye direnemedik. Kulluk ve kardeşliğimizi kaybettik. Allah’a kulluk vazifemizi yapmayınca başka şeylerin kulu olduk. Şayet bu gidişattan müzdarip isek Rabbimiz teşhisi koyuyor ve bizi uyarıyor:

“İman edenlerin, Allah’ın zikri ve Kur’an’dan inen gerçekler karşısında kalplerinin saygı ve ürpertiyle yumuşayıp Allah’ın emirlerine tam teslim olma vakti hâlâ gelmedi mi? Sakın onlar daha önce kendilerine kitap verilenler gibi olmasınlar. Çünkü o kitap verilenler, vahye muhatap olmalarının üzerinden belli bir zaman geçince, artık ona olan saygılarını yitirmişler ve........

© Yeni Akit