DDK harekete geçmeli
Türkiye’de yüz binlerce yatırımcıyı ilgilendiren bir fon krizi patladı.
Rakamlar öyle küçük rakamlar değil.. Yaklaşık 450-500 bin yatırımcı..
131 yatırım fonu.. Ve yaklaşık 18 milyar dolarlık bir varlık büyüklüğü..
SPK devreye girdi. Fonlar işleme kapatıldı. Tasfiye süreci başlatıldı.
İş Bankası ve Ziraat Bankası süreci yürütüyor. Adli soruşturmalar genişletildi.
Onlarca yönetici tutuklandı. Mal varlıklarına tedbir konuldu. Hazine ve Maliye Bakanlığı koordinasyonunda toplantılar yapılıyor. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan da sürecin şeffaf yürütülmesi ve sorumluların hesap vermesi gerektiğini açıkça ortaya koydu. Bunu Türk evindeki röportajımızda açıkça vurguladı.
Buraya kadar tamam.. Peki ya sonrası?
Asıl sorulması gereken soru belki de tam burada başlıyor.
Bu fonlar bir gecede mi bu hale geldi? Yatırımcıların parası bir gecede mi risk altına girdi?
Olağanüstü getiriler bir gecede mi ortaya çıktı? Sığ hisselerde yoğunlaşmalar, aşırı riskli pozisyonlar ve olağandışı hareketler bir gecede mi oluştu? Elbette hayır!
Bunların tamamı zaman içerisinde oluştu.
Ve zaman içerisinde oluşan bir risk, nasıl oldu da zamanında fark edilemedi?
İşte meselenin düğümlendiği yer burası..
Özel sektörde kimlerin sorumlu olduğu elbette araştırılmalı.
Kim ne yaptı? Kim hangi kararı aldı? Kim yatırımcının parasını hangi risklere soktu?
Kim neyi biliyordu? Kim neyi bilmesine rağmen sustu?
Bütün bunların hesabı sorulmalı. Ama yalnızca özel sektöre bakarak bu dosyayı kapatmak yeterli mi?
Bence asıl soru burada..........
