menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kendi gök kubbemizde bir hoş seda

46 0
10.10.2026

Kanaat önderliğini merhum, mağfur, büyük dava adamı, basiret ve feraset abidesi Fırıncı Abinin yaptığı İstanbul İlim ve Kültür Vakfı, 13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumunu, daha öncekilerde olduğu gibi yine başarıyla gerçekleştirdi. 

Dünyanın dört bir yanından gelen ilim ve fikir adamları, akademisyenler, araştırmacılar “Küresel Krize Kur’ani Çözümler” başlıklı sempozyumda üç gün boyunca tebliğler sundular, sohbetler yaptılar, birbirlerini daha yakından tanıma fırsatı buldular.

Elbette konuşulan konular üzerine beyana dökülen düşünceler, fikirler, söylemler çok önemliydi. Fakat üç gün boyunca katılımcılar ve sempozyumu takip eden dinleyiciler arasında kurulan muhabbet köprüsü, örülen muhabbet örgüsü çok daha önemliydi. Küçük ölçekte de olsa, İttihad-ı İslam mefkuresinin somut halini görme ve yaşama fırsatı bulundu. Sempozyum, kendi gök kubbemizde hoş bir seda bıraktı.

İkinci günü verilen yemekli toplantıda davetliler arasındaydım. Gördüğüm umumi manzara içimi sevinç ve sürurla doldurdu. Küresel Kriz çağrışımıyla hafızam beni şu nurlu paragrafa götürdü:

“Risale-i Nur, yalnız bir cüzi tahribatı, bir küçük haneyi tamir etmiyor. Belki bir külli tahribatı ve İslamiyet’i içine alan dağlar büyüklüğünde taşları bulunan bir muhit kaleyi tamir ediyor. Ve yalnız hususi bir kalbi ve has bir vicdanı ıslaha çalışmıyor; belki bin seneden beri tedarik ve teraküm edilen müfsit aletlerle dehşetli rahnelenen kalb-i umumi ve efkarı ammeyi ve umumun, bahusus avam-ı mümininin istinatgahları olan İslami esaslar ve cereyanlar ve şeairler kırılmasıyla, bozulmaya yüz tutan vicdan-ı umumiyi Kur’an’ın icazıyla o geniş yaralarını, Kuran’ın ve imanın ilaçlarıyla tedavi etmeye çalışıyor.” 

Yaşanan........

© Yeni Akit