Ahmet Davutoğlu’nun parti siyasetini bırakması!
Ahmet Davutoğlu’nun parti siyasetini bırakması!
Ahmet Davutoğlu, Gelecek Partisi’ni kapatma kararı almış..
Tek adam diye suçlamalar yapıp..
Çıktığı yolda partiyi kapatmaya tek başına karar vermesi...
Partideki hiç kimsenin, “Biz de bu karara katılıyoruz. Birlikte karar verdik” dememiş olması...
Tam da, başkalarını eleştirdiğimiz noktada, sınanıyoruz..
Düne kadar, Ahmet Davutoğlu’nun açıklamalarını, bir çok konuda ise açıklama yapmamasını eleştiriyordum..
Şimdi “haydi rahat edin” dercesine parti kapatıldığında, ona da eleştiri getirme niyetim yok..
Ama sayın Davutoğlu, tarihe not düşmek için uzun bir anlatım ile, partisini feshettiğini açıklamış ise..
Biz de, tarihe not düşmek için, katıldığımız ve katılmadığımız noktaları belirtelim..
“YARININ TÜRKİYE’Sİ İÇİN” başlığına katılıyorum..
Herkes, Yarının Türkiye’si için bir şeyler yapmalı..
Bulunduğu konumu gözden geçirmeli..
İlk cümleye de katılıyorum: “İnsanlık, köklü bir medeniyet kırılmasından geçmektedir.”
İsrail’in Filistinlilere yönelik soykırımı. Soykırıma sessiz kalan Avrupa ve Amerika..
Sessiz kalmak ne demek?
Verdikleri silahlarla soykırıma ortak olan Avrupa ve Amerika..
İran’a yönelik İsrail ve ABD ittifakının teröristlerin eylemlerini kopyalamış saldırıları..
Gerçekten de, Sayın Davutoğlu’nun belirttiği gibi, “İnsanlık, köklü bir medeniyet kırılmasından geçmektedir.”
Bu tespiti yapan Davutoğlu’nun, “Herkese eşit işleyen adil bir sistem, İnsan onurunu esas alan demokratik hukuk düzeni, Düşünce özgürlüğüne dayalı özgün bir zihniyet dönüşümü” gibi başlıklar açıp, bu noktalarda Türkiye’nin “ağır bir gerileme yaşadığı”nı söylemesi, gerçekten bir handikap..
Türkiye, İsrail’in soykırımına en sert tepkiyi veren nadir ülkelerden birisi..
Türkiye, İran’a yönelik saldırılara, asla destek vermemiş bir ülke.
Davutoğlu’nun dikkat çektiği “Köklü bir medeniyet kırılması”nda, asla katillerin yanında durmamış Türkiye’ye, bu “gerileme” isnadı ne derece haklı?
“Sen dedin, ben dedim. Ben önce dedim, sen sonra dedin” kısır tartışması yapmanın hiçbir anlamı yok.. Gereği de yok..
Ama, aklına esen parti kurup, aklına esen “iktidara geliyorum” deyip muhafazakar insanların kafasını çelip, ardından da ayrıldığı partiye isnat ettiği yanlışların bin mislisini kendisi yaparsa..
Bunun da tarihe not düşülmesi gerekir..
Kimse kusura bakmasın.
Ahmet Davutoğlu da........
