Orgeneral Metin Tokel’in terörist yakınıyla ne işi var?
Resmen dejavu yaşıyoruz.
Yine açılım yine taviz!
Yine açılım, yine kırmızı çizgiler ayaklar altında!
2009’da Oslo süreci ile başlayan, 2015 yılına kadar devam eden dönemi hatırlayın;
Dönemin başbakanı Recep Tayyip Erdoğan “her türlü milliyetçiliği ayaklar altına alırken” öğrenci andı kaldırıldı, tabelalardan T.C. ibaresi söküldü, “Kürdistan” adıyla siyasi parti kuruldu, daha ötesi 2014 yılında Türk bayrağının indirilmesine dahi sessiz kalındı!
“Terörsüz Türkiye” dedikleri süreçle ise açılım; çok daha ciddi, tehlikeli ve kontrolü zor bir boyuta girdi;
PKK/PYD’ye devlet mutabakatlarıyla üst seviye muhataplık tanındı.
Terör örgütüne vali tayini ve askeri üniformayla tugaylar oluşturma hakkı verildi, Suriye’de ise özerkliğin önü sonuna kadar açıldı.
“PKK yasası” için mesaiye başlayan Meclis heyeti teröristbaşının ayağına götürüldü, binlerce şehidimizin katili Öcalan’a statü tartışmalarıyla “meşruiyet” verildi.
“Süreç” doğası gereği TSK’nın “güvenlik” reflekslerini elinden aldı.
“Askeri vesayet” söylemiyle etkisizleştirilen ordu; silahları gömen, kimlik kontrolü yapan ve çukurlar kazan PKK karşısında üç maymunu oynamak zorunda bırakıldı.
Yeni dönem, tahammül sınırlarımızı daha da zorluyor.
Baksanıza, bazı siyasiler “PKK ile silah arkadaşı olacağımız bir sürece giriyoruz” bile diyebiliyor!
“Açılım” dosyasında pilot bölge seçilen Suriye’de savunma bakan yardımcısının çekirdekten yetişme bir PKK’lı olduğunu unutmayın!
Öcalan, 21 Nisan 2025 tarihli İmralı görüşmesine ne demişti?
“Suriye için ordu komutanı ve diğer mevkilerde de bizden yer alacak olanlar olur. Entegrasyon budur.”
Yeni bir “entegrasyon” anlaşması için sırada Türkiye’nin olduğu gerçeği izahtan vareste!
Bu uyarıları şehir şehir........
