YENİ DÜNYA DÜZENİ VE İNSANLIĞIN GELECEĞİ
İnsanlık tarihi, sadece askeri orduların veya coğrafi keşiflerin değil, düzenlerin ve o düzenleri kuran hegemonik akılların tarihidir. Roma’nın kılıcından Westphalia Antlaşması’na, Sanayi Devrimi’nin fabrikalarından Soğuk Savaş’ın iki kutuplu dehşet dengesine kadar her çağ, kendi insan tipini ve kontrol mekanizmasını inşa etmiştir. Bugün ise insanlık, geçmişin tüm imparatorluklarını ve sömürge modellerini gölgede bırakacak, sınırları haritalarla değil algoritmalarla çizilen en sofistike kırılma noktasıyla karşı karşıyadır: Yeni Dünya Düzeni.
Geçmişte güç, toprağa ve fiziksel üretime sahiplikle ölçülürdü. Coğrafyaları işgal eden küresel güçler, kitlelerin bedenlerini ve emeklerini sömürürdü. Ancak 21. yüzyılın şafağında, sömürgeciliğin doğası kökten değişti. Fransız düşünür Jean Baudrillard’ın kulaklarımıza küpe olan "Simülasyon Kuramı", bugün küresel elitlerin en büyük yönetim aygıtı haline geldi. Artık topraklar değil; insan bilinci, verisi, ruhu ve biyolojik varlığı işgal edilmektedir. İbn Haldun’un asırlar önce Mukaddime’de dikkat çektiği "üretimden ve namus olan tohumdan kopan, lükse alıştırılarak hazıra konan toplumların çöküşü" yasası, bugün küresel ölçekte bir dijital kölelik düzeni olarak işletilmektedir.
Bu durum, karanlık odalarda fısıldanan bir komplo teorisi değildir; arkasında sarsılmaz ve ürkütücü uluslararası resmi veriler barındıran biyo-politik bir kuşatmadır. Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Uluslararası Ödemeler Bankası (BIS) resmi raporları, küresel borç stokunun tarihi bir kırılmayla 348 trilyon dolara ulaştığını ilan etmiştir. Bu hayali borç sarmalı, tüm dünyanın toplam yıllık ekonomik üretiminin üç........
