ÇOCUKLARDAN KORKMAK MI, YOKSA ONLARI KAYBETMEK Mİ?
?Bugün tanık olduğumuz karanlık tablolar, ekranlara düşen suç haberleri ve çocukların başrolünde olduğu o ağır vakalar… Hepimizin zihninde aynı zehirli soruyu filizlendiriyor: “Artık çocuklara karşı mesafeli mi olmalıyız?” ?İnanın, bu soruyu sormak, bu tedirginliği hissetmek çok insani.
İki gün sonra, Mustafa Kemal Atatürk’ün tüm çocuklara armağan ettiği ve dünyada çocuklara bayram hediye etmiş tek millet olarak, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutlayacağız. Bir yanda coşku hazırlığı, diğer yanda içimizde büyüyen mesafe hissi… Bu çelişkiyle yüzleşmek zorundayız.
Bu yüzden bugün bu satırları çocuklara değil, biz büyüklere—anne babalara, öğretmenlere, idarecilere ve toplumun içindeki her yetişkine—yazıyorum. ?Çünkü son zamanlarda kolektif hafızamıza yeni ve ürkütücü bir duygu ekleniyor: Kendi geleceğimizden, yani çocuklarımızdan korkmak.
?Bazı çocukların gözlerindeki öfkeyi, ellerindeki şiddeti gördükçe içimizden o savunma refleksi geçiyor: “Ya ucu bana da dokunursa?” Haklıyız. Ortada halı altına süpürülemeyecek kadar ağır bir gerçek var. Çocukların içine çekildiği o karanlık dehlizler, derin bunalımlar ve çıkışsız yalnızlıklar bizi sadece üzmüyor; artık bizi ürkütüyor. ?Ancak asıl kritik soru: Biz geri çekildikçe… Biz mesafe koydukça… Biz içimizden “Artık bunlardan bir şey olmaz” dedikçe… O çocukların içinde zaten büyüyen o boşluk biraz daha genişlemiyor mu? Bir çocuğun en tehlikeli hali öfkeli olması değildir. Bir çocuğun en tehlikeli hali, kimsenin ona bakmadığını düşündüğü andır. Çünkü insan, görülmediği yerde kaybolur, sevilmediğini hissettiği yerde sertleşir, anlaşılmadığı yerde susmaz… bağırır. Ama biz çoğu zaman o bağırışı sadece “sorunlu davranış” diye adlandırıyoruz. Oysa o sesin arkasında çoğu zaman daha derin bir şey var: Yetiştiği iklim.
Evet, eğitimin en çok konuşulmayan ama en etkili parçası: Aile.
Bir çocuk okula sadece çantasını getirmez. Evde yaşadıklarını da getirir. Sevilmişse, kendine güven getirir. Sürekli eleştirilmişse, korku getirir. Kıyaslanmışsa, yetersizlik getirir. Fakat biz de şunu unutmamalıyız: Okul, ailenin bıraktığı yerden devam eder.
Bugün........
