Kalabalıklardan arınmak
Bugün vardığım noktayı bu pencerenin ardındaki dinginlikle tarif edebilirim... İnsanların en mutlusu, insanlarla en az meşgul olandır.
50'sinden sonra şunu çok daha net anladım. İnsan, hayatındaki kalabalıkları bir bir ayıkladığında aslında eksilmiyor, bilakis hafifliyor. Bu bilincin bu şuurun tohumları, babamı kaybettiğim o en zor zamanımda atıldı.
Hayatımın en ağır yükünü taşırken, yanımda olmasını beklediğim nice insanın sessizliğiyle sarsıldım. Geriye dönüp baktığımda acı tatlı her gününde el uzattığım, kapısını çaldığım o kişilerin, en zayıf anımda nezaketi dahi esirgediğini görmek bir hayal kırıklığı ile birlikte bir dönüm noktası oldu. Hayatımın en kutsal yolculuğuna çıkarken bile sesini esirgeyenlerin varlığı, artık sadece hayatın vitrinini işgal eden kuru bir kalabalıktan ibaretti.
Eskiden incinmemeye çalışır, sabrederdim. Oysa artık biliyorum ki insan, kendi huzurunu korumak için sınırlarını çizmeyi bilmeli. İslam’ın 'Lâ darara ve lâ dırâr' yani (Ne zarar vermek ne de zarara uğramak vardır) ilkesini, artık kendi........
