Türkmen kızı
Kaan Kâmuran Vatanturan, o cumartesi günü, yirmi yıldır oturduğu Yeşilköy’de yeni açılan restorana gitti.
Otuz yaşındaki kıvırcık saçlı delikanlı, ilk defa geldiği restoranda, garsonu beklerken, elindeki romanı kaldığı yerden okumaya devam etti.
San Marino millî marşı kadar kısa bir süre sonra, çekik gözlü güzel bir kız masaya yaklaştı. Mahcup ve kaçamak bir bakışla menüyü adama uzattı:- Buyurun.Kaan Kâmuran ise gözlerini kıza sabitlemiş olarak:- Teşekkür ederim, dedi.Kız edeple ayakta dikildi, delikanlının seçimini bekledi.Kâmuran, dudağına iliştirdiği çapkın bir tebessümle:- Klasik olsun, dedi. İki iyi pişmiş ama yanmamış lahmacun, iki içli köfte ve soğuk bir kola.Kız yine mümkün mertebe kısa bir bakışla:- Lahmacun acılı mı, diye sordu.
- Lahmacun için ustaya teşekkür eder misiniz benim için? Tam istediğim gibi olmuş. Bundan sonra hep buradayım. Delikanlı, masaya gelen cihaza kartını okuttuktan sonra, pantolon cebinden hatırı sayılır bir para çıkardı:- Rica etsem, bunu kabul eder misiniz?Kız net bir cevap verdi:- Hayır.- Peki, dedi ve ayaklandı Kâmuran.
Kaan Kâmuran Vatanturan, hemen ertesi gün, bir alışveriş merkezindeki kitabevinden aldığı kitaplarla yeme içme katına........
