"Dile benden ne dilersen!"
"Ne kadar hizmet, o kadar mükâfat. Gülşah’ı ikna et, gerisine karışma sen..."
Kadın, biraz tedirgin, başkaları var mı mânâsında etrafına bakındı. Siyah kaşlarını çatarak dikkatlice Erkara’yı süzdü.
- Ayol sana ne olmuş? Bu alnındaki de ne böyle? Burada ne arıyorsun?
- Ya, sana bir işim düştü. Bırak onu bunu da, yardım et.
- Dası, ması yok! Uzatma evet de, işimi yap, hakkını da al!
Fazla konuşmadan bir kese altın çıkardı.
- Şimdilik bunu al. Dediğimi yaparsan daha çok veririm.
- Dedim ya şimdilik bir kese. Arkası gelecek, meraklanma! Âbat edeceğim seni! Ne kadar hizmet, o kadar mükâfat. Gülşah’ı ikna edin, gerisine karışmayın. Dile benden ne dilersen! Bilirsin sözümün eriyimdir.
- Zor bir vazife beyim! Bir başkasını deseydin keşke!
- Fazla laf istemiyorum!
Diyerek, yakındaki bahçe duvarından atladı, anında da........
