Tbıbb-ı nebevî ve modern tıp
Roma İmparatoru Heraklius’un Medine’ye gönderdiği hediyeler arasında bir de tabip vardı. Tabip, günler geçip de kendisine kimse gelmeyince, Cenab-ı Peygamber’e müracaat etti. O da, temizliğe ve az yemeye dikkat edenin, kolay kolay hastalanmayacağına dikkat çekti.
Peygamberimizin tıbba dair yapıp buyurdukları, "tıbb-ı nebevî" adıyla bilinir. Tıbb-ı nebevî, sadece çörek otu veya hacamattan ibaret değildir. İman, namaz, dua gibi alakasız görünen tavsiyeler, tıpta daha büyük ehemmiyet taşır.
Dinin, tedavi olmak istikametindeki emir ve tavsiyeleri, Müslüman âleminde tıp ilminin oldukça gelişmesine yol açmıştır. Peygamber aleyhisselam, Allahü tealanın ölümden başka her derdin devasını yarattığını; insanların bunu aramaları gerektiğini buyurur. “İlim, beden ve din bilgisi olmak üzere iki tanedir” sözü de hadis-i şeriftir.
İlimler içinde en lüzumlusu, ruhu koruyan din bilgisi ve bedeni koruyan sıhhat bilgisidir, manasına gelen bu sözle, her şeyden önce, ruhun ve bedenin zindeliğine çalışmak lâzım geldiğini söyler. Beden bilgisinin, din bilgisinden önce öğrenilmesini emreder. Çünkü bütün iyilikler, bedenin sağlam olması ile yapılabilir.
Bugün de modern tıbbın, hijyen ve terapi olmak üzere iki kısmı vardır. İnsanları hastalıklardan korumak, sağlam kalmayı temin etmek, tıbbın birinci vazifesidir. Hasta insan, iyi edilse de çok kere, arızalı kalır. İşte İslamiyet, tababetin birinci vazifesi olan hijyene, yani hasta olmamaya öncelik vermiştir. Tıbb-ı nebevîdeki tavsiyeler, insanlara tedavi olmanın ve bunun için vasıtalar aramanın ehemmiyetini tebarüz içindir. Zira tıbb-ı nebevîde geçmeyen pek çok hastalık vardır.
Roma İmparatoru Heraklius’un Medine’ye gönderdiği hediyeler arasında bir de tabip vardı. Tabip, günler geçip de kendisine kimse gelmeyince, Cenab-ı Peygamber’e müracaat etti. O ise, temizliğe ve az yemeye dikkat edenin, kolay hastalanmayacağını söyledi. Hiç kimse ölümden kurtulamaz. Fakat o zamana kadar sıhhatini koruması şarttır.
Peygamberin bu istikametteki tatbikatı, tıbb-ı nebevî adıyla bilinir. Hadis kaynaklarında tıp başlıklı müstakil bahis vardır. Ayrıca İbn Kayyım el-Cevziyye’nin, Suyûtî ve Zehebî’nin et-Tıbbu’n-Nebevî isminde kitapları meşhurdur. Osmanlıların son zamanlarında yaşamış tabip Hüseyin Remzi Bey’in İlmihal-i Tıbbî isimli eseri vardır.
Tıbb-ı nebevî, Cenab-ı Peygamberin hastalıklar, tedavi metotları, sağlıkla alakalı ve hayat tarzı üzerine yaptığı tavsiyeleri ihtiva eder. Gıda tavsiyeleri (bal, hurma, sirke, çörek otu), temizlik ve hijyen (misvak, abdest, gusül), hastalık ve tedaviye yaklaşım, dualar ve manevi tedavi, uyku düzeni ve hayat tarzı gibi birçok kategoriden meydana gelir.
Bir âyet-i kerimede mealen der ki: “Balda insanlar için şifa vardır.” (Nahl, 16-69) Hadis-i şeriflerde tıbb-ı nebevîye dair nice tavsiyeler vardır: “Üç şeyde şifa vardır: Bal, hacamat ve dağlama!” “Çörek otunda ölümden başka her hastalığa şifa vardır.” “Sirke ne güzel katıktır.” “Kim sabah aç karnına Medine hurmasından yedi tane yerse, o gün ona ne sihir ne de zehir zarar verir.” [Zehrin zarar vermemesi antioksidan olmasındandır. Niyeti tam halis olursa Allah her şeyden korur.] “Bir yerde salgın olduğunu işittiğiniz zaman oraya girmeyin. Bulunduğunuz yerde salgın çıkarsa oradan çıkmayın.” “Temizlik imanın yarısıdır.” “Bıyıklarınızı kısaltın.” “Ümmetime zor gelmeyeceğini bilseydim, her abdest alışta misvak kullanmalarını........
