Geçmişi unutanın geleceği olmaz!
Suriye’yi %8’lik azınlık bir kitleye dayanarak kan ve zulümle idare eden Baas iktidarı ancak 61 yıl devam edebildi. 15 yıl önce iç savaş başladığında Rusya, ABD, İsrail, İran her biri bir başka maksatla ülkedeki iç savaşa dâhil oldular. On üç sene boyunca zulmün şiddetini zirveye taşıdılar. Akdeniz ceset denizi hâline gelmişti. Milyonlar mahvoldu. O dehşet dolu günler ne çabuk unutuluyor!..
Suriye’ye en büyük sınırı olan ülke Türkiye idi. Yıllardır mücadele ettiği PKK terör örgütünün en büyük destekçisi bu ülke olmuştu. Buna rağmen Suriye’nin toprak bütünlüğünü savunan tek ülkeydi.
Elbette ki Suriye birileri tarafından paylaşmaya tabi tutulurken kayıtsız kalamazdı ve kalmadı. Zira gelişen her durum kendisinin aleyhine olacaktı. Sabırla Suriye’nin bütünlüğüne gidecek yolları döşedi. Ancak bu bütünlüğün artık Esad rejimi ile devam etmeyeceği aşikârdı. Zira Esad’lı Suriye bir gecede İsrail’in eline geçecek ülke demekti. Bunun için Türkiye müthiş bir siyasetle Ahmed Şara’nın liderliğinde ülkenin millî güçlerini bir araya getirdi. Bu müttefik güçler 13 gün gibi kısa bir süre içinde Halep, Hama, Şam gibi şehirleri alarak Baas rejimine son verdi.
61 yıllık rejimin boş bir kütük gibi devrilmesi, halk desteğinin olmaması ve zulüm düzeninin getirdiği nefretin neticesi idi. Hangi ülke olsa bu akıbetten kurtulamazdı. Millî güçlerin eline geçen şehirlerdeki halkın sevincini asla unutmamak gerekir.
Baas rejiminden en çok çeken ise Suriye’deki Kürtlerdi. Vatandaşlık hakları dahi yoktu. İstihbaratın en küçük bir şikâyetinde sülalece katliama tabi tutulurlardı. Hafız Esad’ın Hama zulmü asırlar geçse unutulmayacak dramlar yaşatmıştı. Son devrede Beşar Esad da aynı acıları bir daha tekrarlatmıştı. Dolayısıyla Şara liderliğinde halka dayanan millî güçlerin kesin zaferi en çok Kürtlere mutluluk getirmişti.
İşte bu noktada güya Kürtlerin temsilciliğine soyunmuş bulunan PKK, PYD YPG ve daha bilmem ne isimle anılan terör gruplarının böyle bir davasının olmadığı da çok net olarak ortaya çıktı.
13 günlük zafer bunu bütün çıplaklığıyla göstermişti. Nitekim o devrede ABD’nin kendilerini sattığını düşünen PYD’li teröristler sokaklarda, “Size en güzel kızlarımızı verdik. Daha ne istiyorsunuz?” diyordu. Tabii daha başka şeyler de söylüyordu fakat edeben onları buraya yazabilmem mümkün değil!..
Teröristlerin söylemleri maksatlarını ortaya koymaya yetiyordu. Onların Kürtlük davaları sadece bir aldatmacadan ibaretti. Onlar İsrail’in ve ABD’nin piyonları olarak sahne almışlardı. ABD bu devranın artık sürmeyeceğini anlamış ve desteğini geri çekmişti.
Yıllardır bölgedeki Türk, Kürt, Arap birlikteliğini ve Suriye’nin toprak bütünlüğünü savunan Türkiye büyük ölçüde maksadına kavuşmuştu. Suriye’nin gerçek sahipleri vatanlarına kavuşmuşlar, huzurun kapısını aralamışlardı. Bu uğurda yüzlerce Mehmetçik şehid verilmişti. Suriye harekâtlarında şehit........
