Asırlar ötesinden bugüne sesleniş!
Ahir zaman ümmetleri, dünya fani bilmezler
Gidenleri görürler de ondan ibret almazlar
Erenlerin kıldığını görüp rağbet etmezler
Arslan babam sözlerini dinleyiniz teberrük
Ahir zaman ümmetleri süslerler evlerini;
Nefs ü hevaya uyup bozarlar huylarını;
Şan ve şefkatler ile dik tutar boylarını;
Arslan babam sözlerini dinleyiniz teberrük
Bu ifadeler 1.200 yıl öncesinden, Türklerin ilk büyük mutasavvıflarından Ahmed-i Yesevi’ye aittir. Öyle ki bugünün manevi hastalıklarını görür gibi yazılmıştır. İfadeler zinde ve canlıdır. Çağlar ötesini gören ve ona göre seslenen bu büyük veli Orta Asya Türklerinin dinî-tasavvufi hayatında geniş tesirler icra etmiştir. Bu itibarla “Pîr-i Türkistan” diye anılmıştır.
Ahmed-i Yesevi Batı Türkistan’daki Çimkent şehrinin doğusunda bulunan ve Tarım Irmağı’na dökülen Şâhyâr Nehri’nin küçük bir kolu olan Karasu üzerindeki Sayram kasabasında doğdu. Bazı kaynaklara göre ise onun günümüzde Kazakistan sınırları içinde bulunan Yesi (bugünkü adıyla Türkistan) şehrinde doğduğunu kaydetmektedir. Doğum tarihi kesin olarak bilinmemekle birlikte XI. yüzyılın ikinci yarısında (1080-1090 arası) dünyaya geldiğini söylemek mümkündür.
Babası Sayram’ın tanınmış şahsiyetlerinden olup ilmi, fazileti ve kerametleriyle şöhret bulan Şeyh İbrahim adlı bir zattır. Annesi ise Şeyh İbrahim’in halifelerinden Mûsâ Şeyh’in kızı Ayşe Hatun’dur.
Küçük yaşta iken önce annesini sonra babasını kaybeden Ahmed’in bakımı ve terbiyesi ile ablası Gevher Şehnaz ilgilenmiştir. Şehnaz Hanım ve kardeşi bir müddet sonra Yesi’ye yerleşmiştir. Ahmed-i Yesevî ilk tahsiline burada başlamış ardından Yesi’de büyük bir şöhreti olan Arslan Baba (Arslan Bâb)’ya intisap etmiştir.
Ahmed-i Yesevi, Arslan Baba’nın yakın ilgisi ve irşadıyla kısa zamanda olgunlaşmıştır. Ahmed-i Yesevi, hikmetlerinde Arslan Baba’dan çok söz eder. Buna göre Arslan Baba’nın Arap asıllı ve eshabın ulularından olduğu, dünya rahatına ve nimetlerine değer vermediği, küçük bir kulübede ömür geçirdiği, Peygamber efendimizin takdir ve teveccühüne mazhar olduğu belirtilir.
Ahmed-i Yesevî, Arslan Baba’nın vefatından bir müddet sonra zamanın önemli İslam merkezlerinden biri olan Buhara’ya gider. Bu şehirde devrin önde gelen âlim ve mutasavvıflarından Şeyh Yûsuf-ı Hemedânî’ye intisap ederek onun irşad ve terbiyesi altına girer. Yusuf-ı Hemedânî’nin vefatı üzerine irşat mevkiine önce Hâce Abdullah-ı Berki, onun vefatıyla Şeyh Hasan-ı Endeki geçer.
1160 yılında Hasan-ı Endeki’nin de vefatı üzerine Ahmed-i Yesevî irşat postuna oturur. Bir müddet sonra, vaktiyle şeyhi Yûsuf-ı Hemedânî’nin vermiş olduğu bir işaret üzerine irşad makamını Şeyh Abdülhâliḳ-ı Gocduvânî’ye bırakarak Yesi’ye döner ve vefatına (562/1166) kadar burada irşada devam eder.
Ahmed-i Yesevi’nin vefat tarihi olarak genellikle miladî 1166-7 yılı kabul edilmekle beraber, kaç yıl yaşadığı........
