menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Normalin merkezine yolculuk

26 0
11.01.2026

Oğlumu okuluna bırakırken okuluna çok yakın bir devlet okulu var. Tatlı bir tesadüf sonucu tanıştığım, içerisinde özel çocuklar için de bir sınıf olan ama diğer sınıfları normal çocuklar olan bir okul. Normal çocuk ne demekse artık. Bile bile yazdım bu hatalı ifadeyi, sizi de rahatsız etsin istedim. Şimdi etmediyse de yazının sonunda edecek.

Bir gün ziyaretlerine gittim bu çocukları sınıflarında. Tanıştık. U şeklinde bir sınıf. 20 civarı öğrenci. Kimi tekerlekli sandalyesiyle geliyor sınıfa, kimi heyecanla koşturarak. Mesela normalde çocuklar kar yağdığında okullar tatil olsun diye bildikleri tüm duaları okurlar. Bizim çocuklar da kar yağsın istiyor, yağsın ki okulun bahçesinde arkadaşlarıyla kar topu oynayabilsinler.

Hepsinin yeteneği farklı. Hepsinin zorluğu, mücadelesi, imtihanı farklı.

Ama itiraf ediyorum. Giderken içeride umutsuz, hayalsiz, hayata birkaç sıfır geride başlamış, sadece biraz daha iyi olabilir mi, yaşam becerilerini biraz olsun edinebilir mi düşüncesinde çocuklar bekliyordum.

İçeride her biri kendi hayal dünyasının kahramanı, umut dolu, hayalleri uçsuz bucaksız gençlerle karşılaştım. Yaşları da küçük değil, 15-17 arasındalar. Yani umutları, hayalleri çocuk olmalarından değil çocuksuluklarını hiç kaybetmemelerinden.

Devletimiz var olsun. Sınıflarında hem sürekli onlara eşlik edecek öğretmenleri var, hem de derse gelip ders işleyen alan öğretmenleri var. Ve sınıflarındaki özel gereksinimli çocuklar için yetiştirilmiş öğretmenler günde yarım saat molayı bazen yapabiliyorlar, bazen yapamıyorlar. Yemek saatlerinde de, teneffüslerde de çocukların yanlarında olmaları gerekiyor.

Hoş, gerekmese de teneffüslerde sınıfı kendi hâline bırakıp gidebilirsiniz dense de bırakacaklarını zannetmeyin.........

© Türkiye