menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Hürmüz'ün kıyısındaki Türkiye

65 0
08.03.2026

28 Şubat’ta dünya farklı bir sabaha uyandı. ABD ve İsrail İran'a saldırdı; saatler içinde İran Devrim Muhafızları Hürmüz Boğazı'nı kapattı. O 33 kilometre genişliğindeki dar su yolundan her gün 20 milyon varil petrol geçiyor; küresel deniz yoluyla yapılan petrol ticaretinin yaklaşık dörtte biri bu boğazdan akıyor.

Türkiye bu krizde hem kaybeden hem kazanabilecek taraf. Kaybeden: Petrolde her 10 dolarlık artış cari açığa 2,5 milyar dolar ek yük bindiriyor, enflasyona 1 puan baskı yapıyor. Savaşın faturası kaçınılmaz biçimde esnafa, tüketiciye, mutfağa yansır. Kazanabilecek: TANAP ve TürkAkım hatlarıyla enerji koridoru konumumuz bu gergin ortamda değer kazanıyor. Hürmüz tıkandığında Avrupa için güvenilir alternatif rota Türkiye üzerinden geçiyor. Jeopolitik coğrafyamız hem risk hem fırsatlar içeriyor.

Peki Türkiye ne yapmalı? Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "biz sulhun tarafındayız" refleksi doğrudur. Türkiye bu bölgede hem İran'la hem Körfez'le hem de Batı'yla eş zamanlı ilişkisini sürdürebilen ender ülkelerden biri. Bu rol "taraf seçmemek" değil, "tarafları masaya getirmektir." Rusya-Ukrayna savaşında Tahıl Koridoru anlaşmasını mümkün kılan irade buradaydı; o masayı hatırlayan dünya Ankara'nın sesine hâlâ kulak veriyor.

Son bir not: Dört tarafımız ateş çemberiyken çocuklarımız sabah okula gidebiliyor, pazarlar........

© Türkiye