menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Rehber öldü, peki ya rejim?..

21 0
03.03.2026

İran için artık hiçbir şey eskisi gibi değil. 28 Şubat’taki o şiddetli saldırıda Ali Hamaney’in hayatını kaybetmesiyle, sadece bir lider değil, bir devir kapandı. Şimdi herkesin dilindeki o yakıcı soru şu: Rehber öldü, peki ya rejim?

İran’daki tabloyu sadece bir "lider değişimi" parantezine sıkıştırmak, bölgenin tarihsel derinliğini okuyamamak demektir. Bugün karşımızdaki gerçeklik, bir şahsın ölümü değil; 1979’dan bu yana tahkim edilen iktidar mimarisinin en büyük yapısal testidir. Adına "Velayet-i Fakih" dedikleri o omurga, teolojik referanslarla zırhlanmış, rejimin bekasını her türlü toplumsal dinamiğin üstünde konumlandıran katı bir koruma kalkanıdır.

Daha net bir tanımla; bu yapı, halkın beklentilerini kutsal sabır parantezine alarak sönümlendiren, arka planda ise devletin tüm sinir uçlarını tek bir merkezde toplayan asimetrik bir tahakküm modelidir.

Bu nedenle “lider gitti, rejim bitti” denilemez.

Okuyucumuz şu gerçeği net anlamalı: İran’da Cumhurbaşkanlığı bir vitrin, parlamento ise sistemin meşruiyet arayışındaki bir dekordur. Asıl güç merkezi; demokratik denetime tabi olmayan, devletin tüm sinir uçlarına nüfuz etmiş Rehberlik makamının kontrolündeki o asimetrik ağdır. Bu yapı öyle kurgulanmıştır ki; yargı erki Rehber’in iradesiyle şekillenir, silahlı kuvvetlerin komuta kademesi doğrudan ona bağlıdır ve istihbarat havuzunun anahtarı bizzat onun elindedir.

Hamaney’in ölümüyle binanın sahibi........

© Türkiye