menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Maziden atiye: Geleceği hangi hafızayla kuracağız?

9 0
06.09.2026

Bir milletin geçmişini unutması için sadece tarih kitaplarının yakılmasına gerek yok. Kendi hikâyesini başkasının kelimeleriyle anlatmaya başlaması yeter.

Önce bazı şeyler “eski” gelmeye başlar. Sonra kendi musikimize, sanatımıza, dilimize, edebiyatımıza biraz uzaktan bakarız.

Bir zaman sonra da geçmiş, hayatımızın içinden çıkıp birkaç tarih, birkaç isim ve birkaç tören başlığına dönüşür.

Sanırım asıl kopuş tam burada başlıyor.

Zira hafıza dediğimiz şey, sadece geçmişte ne olduğunu bilmek değil. Kim olduğumuzu da hatırlamak!..

Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın Tophane-i Âmire’deki “Kitaba Vefa” sergisinde söylediği “Mazisi olmayanın atisi de olamaz” sözü de bana tam olarak bunu düşündürdü.

Çok basit gibi görünen ama aslında hayli ağır bir cümle... Çünkü insan ister istemez biz geleceği neyin üzerine kuracağız sorusunu akla getiriyor.

Geçmişiyle bağı kopmuş bir toplum geleceğe elbette yürüyebilir. Hatta çok hızlı da yürüyebilir. Teknoloji üretir, şehirler kurar, büyük projeler yapar, dünyanın en güçlü ülkeleri arasına girmeye çalışır.

Ama bütün bunların arkasında “Biz kimiz?” sorusunun cevabı yoksa, bir yerde eksik kalır.

Sayın Erdoğan’ın aynı konuşmada geçmişine bigâne olanın, geçmişiyle bağı kopanın ve hele geçmişini inkâr edenin gerçek anlamda bir istikbal kuramayacağını söylemesi biraz da bunun için önemli.

Zira geçmişle bağ kurmak başka, geçmişte yaşamak başka.

Bunu birbirine karıştırıyoruz.

Geçmişimizin bütün doğrularını bugüne taşımak zorunda değiliz. Yanlışlarımızla yüzleşebiliriz. Eksiklerimizi konuşabiliriz. Hatta bazı dönemleri ciddi biçimde eleştirebiliriz.

Ama bütün bir geçmişi değersizleştirirsek, sonunda kendimizi tarif edecek kelimeleri de kaybederiz.

İnsan kendi hikâyesinden utanarak nereye kadar yürüyebilir?

Asıl mesele biraz burada.

Tophane-i Âmire’deki sergiye de bu gözle bakıyorum.

“Kitaba Vefa” deniyor... Ne latif bir ifade.

Çünkü Anadolu irfanımızda kitap hiçbir zaman sadece okunacak bir nesne olmadı.

Kitap ilimdi... Kütüphane hafızaydı... Cilt, o bilgiye gösterilen hürmetti.........

© Türkiye