Caydırıcılığın yeni adı: Türkiye
Dünya, yalnızca ekonomik rekabet parametrelerinin değil; askerî caydırıcılığın, stratejik sabrın ve çelikten bir devlet aklının uluslararası ilişkileri yeniden şekillendirdiği, kuralların sertleştiği tarihî bir kırılma döneminden geçiyor. Yakın jeopolitik havzamızda cereyan eden konvansiyonel savaşlar, hibrit vekâlet çatışmaları, enerji koridorlarındaki hegemonya mücadeleleri ve derinleşen güvenlik krizleri, modern devlet yapısı için güçlü ve kendine yeten bir aktör olmanın artık konforlu bir tercih değil, doğrudan bir beka ve varoluş mecburiyeti olduğunu açıkça gözler önüne seriyor.
Böylesine kırılgan, öngörülemez ve kaygan bir küresel iklimde Türkiye; yalnızca kendi sınır hatlarını koruyan pasif bir sınır bekçisi değil; bölgesel dengeleri kuran, krizleri proaktif olarak yöneten, oyun kurucu askerî kapasite üreten ve sınır ötesine istikrar ihraç eden bir caydırıcı güç refleksi ortaya koymaktadır.
İşte Efes-2026 Tatbikatı'nın Seçkin Gözlemci Günü faaliyetleri çerçevesinde Doğanbey Atışlı Tatbikat Bölgesi'nde şahit olduğumuz devasa tablo, bu yeni güvenlik paradigmasının sahadaki en somut, en görkemli tecellisiydi.
Tribünlerden izlediğimiz bu tatbikat, yalnızca tankların palet seslerinin duyulduğu, jetlerimizin alçak uçuşla gökyüzünü yardığı ya da mühimmatların hedefleri tam isabetle imha ettiği klasik bir askerî gövde gösterisinden ibaret değildi.
Sahada; devlet aklının, yerli mühendislik dehasının ve diplomatik nüfuzun bir potada eritildiği yeni bir Türkiye doktrini bulunuyordu.
Bu özel diplomatik ve askerî atmosfere yakından temas eden davetliler olarak, EFES-2026’nın verdiği stratejik mesajların askerî boyutunun ötesinde; derin siyasi, psikolojik ve küresel vizyon barındırdığını açıkça müşahede ettik.
KOLEKTİF AKIL VE KÜRESEL İŞ BİRLİĞİ AĞI
Millî Savunma Bakanı Sayın Yaşar Güler’in tatbikat esnasında gerçekleştirdiği kapsamlı değerlendirmeler, bu vizyonun kurumsal altyapısını netleştirmektedir. Sayın Bakan’ın paylaştığı veriler, Türkiye’nin edilgen savunma reflekslerini tamamen terk ederek sahayı doğrudan şekillendiren proaktif bir özneye dönüştüğünü tescilliyor. Bu yıl EFES-2026’ya 50 ayrı ülkeden 10 bini aşkın seçkin personelin katılması ve bunun yaklaşık 1.300’ünün dost ve müttefik ülke unsurlarından oluşması, Ankara’nın küresel ölçekte inşa ettiği askerî-diplomatik ağın ulaştığı muazzam seviyeyi özetlemekte...
Günümüz dünyasında mesele sadece niceliksel olarak büyük bir orduya sahip olmak değil; asıl başarı, farklı coğrafyalardan, farklı askerî kültürlerden gelen unsurları tek bir komuta zincirinde, sıfır hatayla koordine edebilmek ve kriz anlarında küresel yön tayin........
