İran’da yeni dinî lider ve savaşın seyri…
Ali Hamaney öldürülmeseydi, yerine oğlu Mücteba dinî lider olarak seçilir miydi? Daha önce Hamaney’in selefi Humeyni’nin oğlu için de benzer tartışma olmuştu. Ancak dinî liderliğin krallığa çevrilmesi istenmiyordu!..
İran bir taraftan ABD ve İsrail’in korkunç saldırılarına karşı direnmeye çalışırken, diğer yandan ülke içinde düzen ve istikrarı koruma çabasında. Savaşın daha birinci gününde dinî lider Ali Hamaney ve ülkedeki askerî kuvvetlerin üst seviye komutanları toptan öldürülünce, İran hâliyle büyük bir şok yaşadı. Lakin bu şoka rağmen, Amerika ve İsrail’in beklediği yönde bir iç karışıklık ve rejim değişikliği neticesi çıkmadı. Tam aksine İran beklenenin üzerinde bir direnç göstermeye devam ediyor. Her ne bu direncin devam durumu tam olarak kestirilemiyorsa da İran’ın çabuk pes etmeyeceği anlaşılıyor. On günlük vahşi saldırıların İran’a maliyeti korkunç. Ülkenin dört bir tarafı harabeye çevrildi. İran Kızılayı’nın yaptığı açıklamaya göre, savaşın başından beri dokuz bin altı yüz altmış dokuz sivil hedef vurulmuş! Can kayıpları da ona göre… Fakat her şeye rağmen, İran da ABD ve İsrail’e epeyce maliyet çıkarıyor. Şu ana kadar saldırgan tarafın askerî harcamalarının totalde en az on milyar doları bulduğu belirtiliyor… Dolayısıyla iki haydut gücün bu yüksek maliyeti ne kadar taşıyabileceği de sorgulanıyor. Analizlerde ağır basan görüşe göre, Donald Trump her an kendi kendine zafer ilan edip geri çekilebilir… Çelişkilere girip çıkma konusunda zaten Trump’ın bir sıkıntısı yok. Bugün ak dediğine bir gün sonra rahatlıkla kara diyebiliyor! En son İran’daki Kürt gruplarla ilgili provokatif açıklamalarında bir kere daha içine düştüğü tezat net olarak görüldü. Önce “Kürtler İran’a saldırırsa bu harika olur…” diye üfürerek, bu konuda sondajlarda........
