Avukata, doktora kapılarını ardına kadar açan SGK; parmakları nasır tutan sanayi çırağını neden görmezden geliyor?
Genç dimağların iş hayatına adım atarken kazandıkları uygulamalı meslek tecrübeleri, istikbalimizin en mühim teminatlarından biridir. Ne var ki, çalışma hayatının kanayan bir yarası hâline gelen staj ve çıraklık uygulamaları, adalet terazisinde mukayese kabul etmez bir eşitsizliği bünyesinde barındırmaktadır. Sanayide dövülen sıcak demir ile masa başında tutulan kalemin emeklilik hesabı, ne yazık ki aynı kantarda tartılmamaktadır!..
ALIN TERİ Mİ, KÂĞIT ÜZERİ Mİ?
Halk arasında sıklıkla dile getirilen “Ağaç yaşken eğilir” darbımeseli, mesleki eğitimin ehemmiyetini en veciz şekilde gözler önüne sermektedir. Staj ve çıraklık müessesesi, gençlerin iş piyasasına hazırlanmasında fevkalade ehemmiyete haizdir. Lakin uzun yıllar boyunca bilfiil gerçekleştirdiğim teftişlerde, çırakların sanayide aynen birer işçi gibi en ağır işlerde çalıştıklarına, tezgâh başında ter döktüklerine bizzat muttali oldum.
Yürürlükteki mevzuat çerçevesinde, birçok işveren tarafından bu evlatlarımız ne yazık ki düşük maliyetli birer iş gücü olarak mütalaa edilmektedir.
Sosyal güvenlik sistemimizdeki en bariz adaletsizlik ise bu çırak ve stajyerlerin emeklilik sigorta kollarından mahrum bırakılarak istihdam edilmeleridir.
Sanayinin çarkları arasında ömür tüketen gençlerin bu çalışmaları, emeklilik başlangıcı sayılmadığı gibi borçlanma imkânından da mahrumdur. Oysa adalet, hak sahibine hakkını teslim etmeyi iktiza eder.
BAZILARINA DOĞAN GÜNEŞ, BAZILARINA KARANLIK GECE!
“Her koyun kendi bacağından asılır” denilse de, aynı gökyüzü altında iki farklı hukuki statünün varlığı vicdanları yaralamaktadır. Sanayideki çırak borçlanma hakkından tamamen mahrumken, masabaşında staj yapan bazı meslek........
