menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bayram verince güzel, yüzler gülünce... Veren el alan elden üstündür

22 0
28.05.2026

Efendimiz (Sallallahü aleyhi ve sellem) muhterem validemize sorar: “Ya Aişe kurban etlerini ne yaptın? - İki kolu kendimize ayırdım, diğerlerini fukaraya dağıttım.- Demek, iki kol hariç hepsi bize kaldı.

Dağıttığın senin, yediğin eriyip yok olacak, verdiğin mizanına konacak. Eskiden mahalle maaile gibiydi. Herkes birbirini tanır, kollar. Kurbanını kesen komşuya yollar.Et o vakitte kıymetli, evden kapaklı bir tencereye koyar bunu derler “doooru filancaya!” Teyzem alır “Allah kabul etsin” der mırıl mırıl rahmet okur ecdadına.Kurban Bayramı telaşelidir, büyükler kavurma ya da sucukla uğraşırlar.Çocuk bu, evde durmaz, elde torba tura çıkar. Her kapı açıktır ona. Ev sahibi durumuna göre sandık lokumu ya da akide şekeri tutar, ikram aldın diye harçlık hakkın yanmaz. Tıfıllar bonbonları peşpeşe yuvarlar, ağızda eritecek kadar sabırları yoktur, kıtır kıtır çiğner, yalamadan yutarlar. Sonra bir tane daha, bir tane daha. Şimdiki veledler şekere ney bakmıyor, merdivenlere atıyor ya da asansörün tuşuna yapıştırıyorlar. Tavır net, “bunlar senin olsun, para ver bana!” Bazı tekaüt zevad külah yapar içine çifte kavrulmuş lokum, badem şekeri ve yaldızlı çikolata koyar. Ağır ikram.

Becerikli teyzeler elceğizi ile pişirdiği tatlıları sunar, umumiyetle şekerpare, cevizli kadayıf ya da kırk kat baklava. Onlar da şerbetli ama hiç değilse glikoz, boya, E- bilmem kaç ve doğala özdeş aroma yoktur muhtevasında… Bence makul, kısa bir soluk verirsin salvoya.İyi de neden içlerinden biri de fındık fıstık tutmaz, leblebi çekirdek de olur icabında. Zaten şeker yemekten böö olmuşsundur içini bastıracak şeyler ararsın o saatten sonra. İşte kurban bayramlarında kavurma yetişir imdadına, çeyrek ekmeğe iki kaşık et koyar uzatırlar, ohh keyfe bak. Hımmm mmm, bi de ayranla turşu verirlerse yanında. Bazı gün görmüşler deste deste mendil çorap alır cebinize sıkıştırır kibarca. O zamanlar mendil mühim, pazartesi sabahları öğretmen ellerinizi üstüne koydurur, kontrol yapar.Bütün gün çamurda oynadığınız için tırnak araları kir toprak dolar, ense kulak soba borusundan hallice, terledin mi kirin kabarır elini sürsen yuvarlanır, pıtır pıtır dökülür mintanına.Pazartesi sabahı anan pamuğa kolonya döker boynunu siler kanırta kanırta. Hiç değilse Eyüp Sabri kok. Yakan da kararmasın ilk günden daha.

Umumiyetle haftada bir gün termosifon yanar, onu da cumaya denk getirirler. Peki sonra?Sonra ne olsun top kovalamaktan yorgun gelir tozunla toprağınla düşersin yatağa. Çocuklar kirlenir ama ter kokmaz. Bebekler ise mis gibi süt kokar, anaları içine çeker “cennet kokusu” diye mırıldanırlar.Sıra arkadaşımın bir saati vardı, çalıştığını görmedim daha. Hani bozuk saat günde iki defa. “Dedem aldı” der basardı bağrına. Hâlbuki en adisinden tel maşa. Kızlara çeşit çoook. Tarak, ayna, toka, moka, kurdela…Bazı ablalar maharetli olur tespih ipine boncuk dizer bileklik gerdanlık yapar. Üç kuruşluk şeydir ama........

© Türkiye