menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bir kaşık baskı, bir lokma ihmal! Çocuk beslenmesinde sessiz riskler

34 0
15.03.2026

Prof. Dr. Burak Gönültaş

Çocuklarımızın daha etkili biçimde korunmasını sağlamak ve onların gelişimlerine katkıda bulunmak günümüzün en önemli konuları arasında yer alıyor. Çocuk sahibi olmak, onları yetiştirmek ve sağlıklı-mutlu görmek her ebeveynin tabii arzusudur. Ancak ebeveynler bu süreçte çeşitli endişeler yaşayabilmekte ve bu kaygılar zaman zaman korkuya dönüşebilmektedir. Özellikle çevrenin olumsuz çocuk yetiştirme tecrübelerini aktarması, ebeveynlerin bu endişelerini daha da artırmaktadır.

Bunun yanında, çocuk yetiştirme ve bakımının çoğu zaman ekonomik imkânlarla doğrudan ilişkilendirilmesi, ebeveynleri gereksiz bir stres altına sokabilmektedir. Ayrıca günümüzde sosyal medya başta olmak üzere birçok mecrada çocuk gelişimi ve beslenmesiyle ilgili güvenilir olmayan bilgi ve yanlış inanışlar hızla yayılmaktadır.

Bütün bu durumlar, çocuk yetiştirmede doğru bilgi ve kaynakların önemini açıkça ortaya koymaktadır. Doğru bilgiye sahip olmak ve uzmanlara danışmak, ebeveynleri daha güçlü ve bilinçli hâle getirir. Bu sürecin en temel bileşeni ise çocuğun doğumdan yetişkinliğe kadar gelişim dönemlerine uygun, dengeli, yeterli ve şuurlu bir şekilde beslenmesini sağlamaktır. Beslenme çocuğun hem fizyolojik hem zihni gelişiminin temelini oluşturur ve diğer bütün gelişim alanları bu temel üzerine inşa edilir.

Bu sebeple ebeveynlere ilk tavsiyemiz şudur: Çocuklarınız için gelişimsel ihtiyaçlarına uygun, bilinçli bir beslenme düzeni oluşturun.

Peki, “bilinçli beslenme” ile neyi kastediyoruz?

İLK İŞ: DENGELİ OLMAK

Beslenme, çocukların en temel ihtiyaçlarından biridir ve bu ihtiyacın karşılanmasında en önemli sorumluluk ebeveynlere aittir. Ancak beslenme yalnızca çocuğa bir şeyler yedirmek anlamına gelmez.

Yemeğe hazırlanma sürecine eşlik etmek, çatal-kaşık kullanmayı öğrenmek, yemek öncesi ve sonrası hijyen alışkanlıkları kazanmak, sofraya oturmayı ve kalkmayı bilmek gibi birçok sosyal davranış da beslenmenin ayrılmaz bir parçasıdır.

Anne-babalar, çoğu zaman farkında olarak ya da olmayarak, bu davranışları çocuklarına öğretmeye ve günlük hayatta uygulamalarını sağlamaya çalışırlar. Bu noktada ebeveynlerin omuzlarında iki önemli yük bulunmaktadır.

İlki, çocuğun sağlıklı büyüme ve gelişiminde ebeveynin ana rolde olmasıdır. “Yeterince yiyor mu?”, “Gelişimi yaşıtlarına göre normal mi?”, “Hasta olur mu?” gibi sorular, zaman zaman anne-babaları yoğun bir strese sürükleyebilir.

İkinci yük ise sosyal çevreyle alakalıdır. Hemen her anne-baba, çevresi tarafından “iyi bir ebeveyn” olarak görülmek ister. Beslenme ve yeme içme davranışları da toplumda çoğu zaman çocuğun sağlıklı ve iyi yetiştirilmiş olduğunun önemli bir göstergesi olarak algılanır.

Bu sebeple çocuğun beslenme üzerinden sergilediği iyilik hâli, ebeveynler için âdeta topluma tutulan bir ayna işlevi görür.

İLGİSİZLİK-DİSİPLİNE ETME-İSTİSMAR ETME ÇİZGİSİ

Bu meyanda, hemen her ebeveyn çocuğuna bir “yeme düzeni” ve “yeme disiplini” kazandırmayı ister.

Disiplin, çocuğun sosyal hayata uyum sağlaması için gereklidir ve ideal olanı; sevgi, ilgi ve tutarlılık temelinde ilerlemesidir. Bununla birlikte disipline etme; ölçülü ve ayarında olmak kaydıyla kurallar koymayı, sınırlar belirlemeyi ve zaman zaman çocuğu zorlayan durumlara eşlik etmeyi ihtiva edebilir.

Ancak tam da bu noktada çok hassas bir denge söz konusudur. Çocuğu disipline etmek ile istismar etmek arasındaki ince çizgi burada ortaya çıkar. Ebeveyn, çocuğun beslenme gibi temel bir ihtiyacını........

© Türkiye