menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Aile ve nüfus 10 yılı genelgesi: Bu tedbirler işe yarar mı?

25 0
10.05.2026

Prof. Dr. Burak Gönültaş

Aile yapısına yönelik tehditler ve gelecek nüfus vizyonunun şekillendirilmesi artık Türkiye’nin en öncelikli meseleleri arasında yer almaktadır. Bu hususlarda, stratejik bir adım atılarak önümüzdeki on yılı içine alan geniş çerçeveli bir eylem planı genelge ile yürürlüğe konulmuştur. Burada önemli soru şudur: Bu tedbirler işe yarayacak mı?

Savaşlar, çocuk suçluluğu ve ekonomik krizler gibi konular son günlerde gündemimizde ilk sırada yer alsa da, geleceğimiz üzerinde belirleyici rol oynayan diğer kritik başlıkları da göz ardı etmememiz gerekmektedir. Bu çerçevede aile yapımıza yönelik tehditler ve gelecek nüfus vizyonumuzun şekillendirilmesi öncelikli meselelerimiz arasındadır. Nitekim bir müddettir kamuoyunda yankı bulan bu hususlarda, stratejik bir adım atılarak önümüzdeki on yılı içine alan geniş çerçeveli bir eylem planı genelge ile yürürlüğe konulmuştur.

AİLE KURUMUMUZUN AHVALİ

“Aile ve Nüfus On Yılı (2026-2035)” adlı genelgede de vurgulandığı üzere, Türkiye özelinde en öne çıkan durum doğum hızının düşmesidir. 2017 itibarıyla doğum hızında başlayan düşüşün (2,1), 2024 ile birlikte 1,48’e inmesi endişe vericidir. Nüfusumuzun ortanca yaşı ise yaklaşık olarak 35 civarına yükselmiştir ki bu durum yaşlanan bir nüfus değişiminin önayaklarıdır. Yine evlilik yaşının yükselmesi, boşanma oranlarının artması, aile kurumunu çökertmeye yönelik cinsiyetsizleştirme faaliyetleri gibi olumsuzluklar topyekûn bir bakış açısı değişimini gerekli hâle getirmektedir.

GENELGEDE VURGULANAN HUSUSLAR

“Aile ve Nüfus 10 Yılı” genelgesi bazı önemli noktaları içermektedir. Öne çıkanlara bakıldığında; bütün politika, uygulama, düzenleme ve araştırmaların aile kurumuna ve nüfus değişimine tesirine bakılacağı; bütün kurumların aileyi koruyan ve nüfusu artırıcı bir yaklaşımla hareket edeceği; aileyi tehdit eden cinsiyetsizleştirme akımları, bağımlılık ve zararlı alışkanlıklara karşı bütüncül bir bakış açısının oluşturulacağı; evliliklerin sağlam temeller üzerine inşa edilmesi ve gençlerin evliliğe teşvik edilmesi için mekanizmaların kurulacağı; çocuk sahibi olmayı özendiren ve kolaylaştıran uygulamaların hayata geçirileceği; kırsal alana dönüşün özendirileceği; bu konularda akademik altyapının geliştirileceği; yaygın ve dijital medyadaki aile kurumuna aykırı durumlara yönelik ailenin korunacağı gibi hususlar genelgede öne çıkan noktalardır.

Burada önemli soru şudur: Bu tedbirler işe yarar mı?

Temennimiz yaraması ancak öncelikle günümüz ailesini etkisizleştiren durumları iyi tahlil etmek gerekiyor:

TÜKETİMİN, İSRAFIN, HAZ VE KONFORUN ÖNÜNDEKİ EN BÜYÜK ENGEL: AİLE KURUMU

Çağımızın ana dönüştürücüsü modernitenin toplumlardaki ana rakibi aile kurumu olmuştur. Çünkü aile değerleri ve ailenin sosyalize edici yönü; ferdin aşırı tüketmesini, israf etmesini, bencil ve haz odaklı olmasını engeller. Sürekli konfor odaklı hayat bakışını yadırgar. Ancak bunlar günümüzün kapitalist anlayışına uygun değildir. Bu sebeple ailenin bu fonksiyonlarını zayıflatacak darbeler geliştirmektedir:

Şöyle ki, modernite, fertlerin inanç ve değerlerden ziyade kendi menfaatlerine yoğunlaşmasını teşvik eder. Bu da ailenin manevi anlamının daralmasına yol açar. Bireyselleşmeyi sürekli pompalar. Böylece fertte, aileyi “gereksiz” görme eğilimini besler. Diğer yandan seküler tutumları teşvik ederek, inanç ve değerlere yüklenen anlamı azaltır. Bu durum aileyi bir araya getiren “sosyal tutucuların” içini boşaltır.

Toplumda “tükettikçe var olma” hırsını öne çıkarır ve cemiyetleri haz ve konfor odaklı bir hayat tarzına iter. Modern dünya ferde devamlı daha yüksek bir konfor ve haz vadeder. Sahip olduğu reklam sektörü, sosyal medya gibi platformlarla sürekli bunları pompalar.........

© Türkiye