Liberallerin İsrail sınavı
İsrail’in özellikle Gazze’de, ama aslında daha geniş bir coğrafyada izlediği siyaset, yalnız uluslararası sistem için değil, tüm fikir dünyası için de ciddi bir imtihan oluyor. Bu imtihanla karşı karşıya kalan fikir geleneklerinden biri de liberal düşüncedir; çünkü liberalizm, teorik ve tarihsel olarak, bireyin hayat hakkını, mülkiyetini, haysiyetini, sivil hak ve hürriyetlerini savunmakla övünmüş; hem devlet içi ilişkilerde hem devletler arası ilişkilerde keyfî şiddete karşı çıkmayı ilke edinmiştir. Tam da bu sebeple, İsrail’in son yıllarda bütün bölgede sergilediği saldırgan politika, liberaller için teorik değil, doğrudan ahlaki ve siyasi bir sınav niteliği taşımaktadır...
Liberal düşüncenin temel önermelerinden biri şudur: Hiçbir devlet, güvenlik gerekçesini ileri sürerek, masum insanların temel haklarını yok sayamaz. Hiçbir kolektif amaç, sivil hayatın topyekûn yok edilmesini meşrulaştıramaz. Hiçbir tarihsel travma, yeni adaletsizlikler üretmenin ahlaki ruhsatı hâline getirilemez. Eğer bunlar doğruysa, İsrail’in Gazze’de izlediği çizginin, uyguladığı kuşatmanın, yürüttüğü yıkımın ve kullandığı dilin liberal ilkelerle bağdaşmadığını söylemek gerekir. Liberalizmin ölçüsü, dostuna başka düşmanına başka konuşmak değil; ilkeyi herkes için istemektir.
Ne var........
