İmamoğlu davasına nasıl bakmalı?
İBB eski başkanı İmamoğlu hakkındaki ceza davasının birinci duruşmasının ilk birkaç günü Türkiye’de siyaset ile hukuk arasındaki ilişki hakkındaki tartışmaları canlandırdı. Bu tartışmaların önemli bir bölümü davanın “siyasi amaçlarla açıldığı” iddiası etrafında şekillenmekte. Ancak, bir davanın siyasi sonuçlar doğurması ile münhasıran siyasi amaçlarla açılmış olması aynı şey değil. Ancak, sıkça yapılan hatalardan biri, bu iki durumun birbirine karıştırılması. Türkiye siyasetinde önemli bir figürün yargılanması ve bir ceza alması elbette siyasi sonuçlar doğuracaktır. Ne var ki, bir yargılamanın siyasi sonuçlar doğurması, onun mutlaka siyasi saiklerle başlatıldığı anlamına gelmez. Davanın siyasi amaçlarla açıldığına inanmak için güçlü ve açık deliller bulunması gerekir. Şu anki tartışmalar çoğu zaman varsayımlar üzerinden yürütülmekte.
Hukuk devleti açısından önemli olan, yargılamanın usulüne uygun şekilde tamamlanmasıdır. Bir davanın meşruiyeti büyük ölçüde yargılama sürecinin nasıl işletildiğine bağlıdır. Sanıkların savunma hakkının kısıtlanmaması, mahkemelerin bağımsız ve tarafsız şekilde çalışması, delillerin hukuka uygun biçimde değerlendirilmesi ve usul kurallarının ihlal edilmemesi bu bakımdan temel şartlardır... İmamoğlu davasında da dikkat edilmesi gereken esas noktalar bunlar. Sürecin düzgün biçimde yürütülmesi, alınacak kararın meşruiyetini de güçlendirir.
Bu dava çok kısa bir sürede sonuçlanmaz. İlk derece mahkemesinin ardından, dava, istinafa götürülecek ve daha sonra Yargıtay incelemesinden geçecektir. Bu nedenle kararın kesinleşmesinin üç -hatta dört- yıl sürebileceği tahmin edilmektedir. Bu dava kesin bir hükme bağlanmadan İmamoğlu’nun siyasi geleceği hakkında kesin sonuçlara varmak yanlış olur.
İmamoğlu’nun cumhurbaşkanı adaylığı tartışmalarında üniversite diploması meselesi bazen gözden kaçırılmakta. İÜ tarafından İmamoğlu’nun diploması iptal edildi. Bu karara itiraz edildi. Mahkeme itirazı reddetti. Süreç devam etmekte. Bu durumda İmamoğlu cumhurbaşkanı adayı olamaz. Sebebi, Türkiye’de cumhurbaşkanı adaylığı için yükseköğrenim mezunu olma şartının bulunması. Asıl yapılması gereken şey, ilgili anayasal düzenlemenin değiştirilmesi. Cumhurbaşkanı adaylığı için yükseköğrenimin şart koşulması demokratik bir tartışmanın konusu olabilir. Ancak, dikkat çekici şekilde, İmamoğlu’nun partisi CHP bu mesele üzerinde hiç durmamakta...
Diğer taraftan, İmamoğlu’nun cumhurbaşkanı aday adaylığının soruşturmanın sebebi değil, belki de sonucu olduğu ileri sürülebilir. Bazı yorumlara göre İmamoğlu’nun adaylık çıkışı, yürütülmekte olan soruşturmaların önünü kesmek amacıyla yapılmış bir hamledir. Bu strateji, bir cumhurbaşkanı adayının yargılanmasının siyasi olarak daha zor olacağı varsayımına dayanmaktadır. Ancak, hukuk devletinin temel ilkesi açıktır: Hiç kimse hukukun üstünde ve dışında değildir. Kamu görevinde bulunanlar, siyasetçiler veya cumhurbaşkanı adayları için özel bir dokunulmazlık zırhı yoktur. Gerek görüldüğünde herkes hukuka uygun şekilde yargılanabilir...
İmamoğlu’nun fanatik destekçileri, onun, girebilmesi hâlinde, seçimleri kesin olarak kazanacağına inanmakta. Ancak, bu konuda daha isabetli bir kanaate varabilmek için İmamoğlu’nun siyasal performansına ilişkin bazı verileri de dikkate almakta fayda var. İmamoğlu, 2023 cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Kemal Kılıçdaroğlu’nun yanında cumhurbaşkanı yardımcısı adayı olarak yer aldı ve CHP seçimi kaybetti. Ayrıca, 2024 İstanbul belediye seçimlerinde aldığı destek, 2019 seçimlerindekine kıyasla yaklaşık 400 bin oy azaldı. Bu, İmamoğlu’nun siyasi desteğinde bir gerileme olduğu şeklinde değerlendirilebilir.
Sağlıklı bir hukuk düzeni için en önemli şey, hiç kuşkusuz, yargılama süreçlerinin kurallara uygun yürütülmesidir. Bu kurallar yalnızca savcıları ve hâkimleri değil, yargılanan kişileri de bağlar. Hukukun üstünlüğü ancak herkesin aynı kurallara tabi olduğu bir düzende anlam kazanır. Bu yüzden, İmamoğlu ve arkadaşları yargılamayı bir siyasi gösteriye dönüştürme çabasından vazgeçmeli ve suç iddialarına delillerle cevap vermeye çalışmalıdır.
Atilla Yayla'nın önceki yazıları...
