CUMA HUTBELERİ CUMA NAMAZINDAN SONRA OKUNABİLİR Mİ?
Sosyal medya arkadaşlarımdan emekli kadın öğretmen, Cuma Namazı vakti sürekli gittiği bir alışveriş merkezinde, satıcının Cuma Namazı için camiye gideceğinden bahisle satış yapmadığını söylediğini ve satıcıyla tartıştığını söylemiş bir başka arkadaşım da kendisine “Cuma salası verildikten sonra cuma namazı bitene kadar alışverişin haram olduğuna dair bir görüşte var” şeklinde cevap vermiş.
Aklımın erdiği ölçüde ve becerebildiğim kadarıyla bu arkadaşlarımı ve meraklılarını aydınlatmak isterim. Daha doğrusu bu konudaki kendi görüşümü okuyucularımla baylaşmak isterim.
Öncelikle Diyanetin bu konudaki görüşünü paylaşalım ki; sorun önemli bir kısmı kendiliğinden ortadan kalkmış olsun.
DİB, 2017 yılında konuya ilişkin olarak verdiği bir fetvada: “Cuma namazı, akıllı, ergenlik çağına erişmiş, sağlıklı, hür ve mukîm (misafir olmayan) erkeklere farzdır. Kadınlar, hürriyeti kısıtlı olanlar, yolcular ve cemaate gelemeyecek kadar mazereti olanlar cuma namazı kılmakla yükümlü değildirler. Hz. Peygamber (s.a.s.), ‘Cemaatle cuma namazı kılmak, her Müslüman’a farzdır. Ancak köle, kadın, çocuk ve hastaya farz değildir.”’ (Ebû Dâvûd, Salât, 214 [1067]) buyurmuştur. Asr-ı Saadet’ten günümüze kadar bütün âlimler, cuma namazının kadınlara farz olmadığı konusunda ittifak etmişlerdir. (İbnü’l-Hümâm, Fethu’l-kadîr, 2/62; Nevevî, el-Mecmû‘, 4/483-484; İbn Kudâme, el-Muğnî, 2/250)”(1)
Bu demektir ki; kadınların çalışma hayatına daha çok katılmasıyla, erkeklerin Cuma saatinde yaşadıkları sorun kendiliğinden ortadan kalkmış olacaktır.
Ayrıca fetvadan anlaşılacağı üzere; Cuma Namazı hür insanlara farzdır. Peki, günümüz insanı ne kadar hürdür. Bana kalırsa; modern ekonomilerde, insanlar aslında bir anlamda esaret hayatı yaşamaktadırlar. İşlerinin esiri olmuşlardır. Ayrıca hastane, eczane, karakol gibi insan hayatı ve kamu güvenliği için çok önemli stratejik kurumlar vardır. Buraların sürekli açık olması gerekir. Bir yerleşim yerinde bu stratejik kurumlardan sadece bir tane varsa ve o kurumdaki o iş sadece erkeklere özgü ise orada o işi yapan erkek çalışan da özgür değildir.
Ayrıca gerek resmi olsun, gerekse özel işyeri olsun işveren durumundaki otorite, işlerin aksayacağından ve ekonomik kayba uğrayaçağından bahisle eğer çalıştırdığı işçilerine Cuma namazı için işyerinden ayrılmalarına izin vermiyorsa ve çalışanlar, kendilerini ve ailelerini geçindirmek için başka iş de bulacak durumda değilseler o çalışanlar da hür değildir ve onlara da Cuma Namazı farz değildir.
Bütün bu durumları dikkate alan Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk’e kalırsa; Türkiye’de Cuma namazı farz bile değildir. Bu konuda Türkiye’de Cuma namazı farz değil midir” şeklinde sorulan bir soruya şu cevabı vermiştir Öztürk, “Evet değildir. Birçok İslam ülkesinde değildir. Orada derin anlamlar vardır. Cuma namazı cemaatle kılınan bir namazdır. O cemaatin vücut bulması, o cemaatin o namazı kılmak için toplandığı mekânın hassasiyetleri önemlidir. Fıkıhtan dikkate alındığı zaman bu dediğim doğrulanır”(2)
Elbette biz, Yaşar Nuri Öztürk seviyesinde, Türkiye’de Cuma namazının farz olup olmadığı konusunda hüküm verecek seviyede bir âlim değiliz. Biz sadece, farz olduğu genel kabulünden hareketle ve bu farz daha kolay nasıl yerine getirilebilir sorusuna cevap kabilinden kendi görüşümüzü dile getiriyoruz.
Kur’an’da Cuma Suresinin 9-10. Ayetlerinde “Ey iman edenler. Cuma günü namaz için çağrıldığınızda Allah’ı zikre koşun ve alışverişi bırakın. Bilirseniz, bu sizin için çok hayırlıdır. Namaz kılındı mı artık yeryüzüne dağılın ve Allah’ın lutfundan nasip arayın. Allah’ı da daima çok anın ki kurtuluşa eresiniz.” denilmektedir.
“Alışverişi bırakın” dan maksadın, sadece ticari faaliyetleri........
