Ant öyküsüne “Ben Gönen’de doğdum “ diye başlayan Ömer Seyfettin 6 Mart 1920’de daha 36 yaşında ölmüştü….
“Ben Gönen’de doğdum “diye başlayan Ant öyküsünden halkın tanıdığı Ömer Seyfettin 6 Mart 1920 tarihinde, 36 yaşında şeker komasından, hastanede ölmüştü
“Hasta adam” Osmanlı İmparatorluğun’nun son dönemlerinde Türkçemiz ve Türklük bilincinin oluşturulması, geliştirilmesi için üstün gayreti gösteren değerli vatan evladını saygıyla anıyorum. Işıklar içinde olsun. 6.3.2026Cuma
Tarih boyunca değişik inançları benimsemiş Türklerin kimliklerini yitirmemesinin en önde gelen nedeni Türkçe konuşmalarıdır.
Dil, kimliğini koruyarak onurlu ve bağımsız yaşamanın temel direğidir.
Selçuklu ve Osmanlı devletleri döneminde saray ve çevresinde Acemce ve Arapça hakim olsa da halkın dilinde Türkçe yaşamış, yaşatılmıştır.
Ömer Seyfettin’in üyesi ve öncülerinden olduğu Yeni Lisan Hareketi(* ), Türkçesinin yalınlaştırılmasının öncüsüdür
“Yeni Lisan” makalesinde:
“Şimdi yeni bir hayata, bir intibah devresine giren Türklere yeni, tabiî bir lisan, kendi lisanları lazımdır.
Milli bir edebiyat vücuda getirmek için evvela milli bir lisan ister.
Eski lisan hastadır. Hastalıkları, içindeki lüzumsuz ve ecnebi kaidelerdir.
Bu ırsi hastalığı tedavi edelim. Artık lisanımızın ıslah ve tasfiyesini de hükümete, Maarif Nezaretine bırakır ve beklersek vay halimize!
Bu, bizim vicdani, içtimai, siyasi ve mukaddes bir vazifemizdi.
Biz, bütün karanlıklardan uzak, hür ve müstakil ilim ve edebiyat için çalışacağız. Gayemiz milli bir lisan, milli bir edebiyat vücuda getirmek olacaktır.
Her millet kendi lisanında yaşar. Lisan vatan kadar mukaddestir. Fiili vatanımızda nasıl yabancı düşmanlar bulunmasını istemezsek lisanımızda da Türkçeleşmiş ecnebi kelimeleri, ecnebi kaideleri istemeyiz ” der.
Batı’yı işaret ederek gençlere :
Sizi bekleyen vazifeler pek ağırdı .Siz bütün dünyaca siyasi ve içtimai mevcudiyeti silinmek istenilen bir milleti kurtaracaksınız…
Harici düşmanlarımızın kırmızı pençeleri, bu pençelerin zehirli tırnakları içimizde, kalbimizin üzerinde kımıldıyor…
Yirminci asırdaki vasi ve müthiş “ehl-i salib teşkilatı” silahsız ve medeni hücumlarını zavallı yetim hilale, bizim üzerimize, Osmanlı Türklüğüne tevcih ediyor.
Beş yüz, altı yüz sene evvelki mağlubiyetlerin intikam heyecanları bugün kabarıyor ve siz, ey gençler, hala uyuyor musunuz?
Uyanınız, galebe için düşmanlarımızı tanımak lazımdır, ve biliniz ki, bu asırda muharebeyi ordular yaparsa da muzafferiyeti asla kazanamaz.
Muzafferiyet intizam ve terakkinindir. Terakki ise ilmin, fennin, edebiyatın hepimizin arasında intişarına vâbestedir.
Ve bunları neşr için evvela lazım olan milli ve umumi bir lisandır.
Milli ve tabii bir lisan olmazsa ilim, fen, edebiyat gene bugünkü gibi bir muamma halinde kalacaktır.
Asrımız terakki asrı, mücadele ve rekabet asrıdır.
Esaslarıyla, kaideleriyle yaşayacak olan Türkçemizi yazalım.
Evet ey gençler!
Hepiniz yeni lisanı ihyâ ve icâda çalışınız, zekanızı, maharetinizi, dünküleri körü körüne taklide değil, yeni lisanı vaz ve tesise sarf ediniz….. ” diye seslenir.(1 )
Zurnanın “ zırt dediği” yere geldik ve soruyoruz:
1- Başta medya denen televizyon kanallarının, radyoların ve yazılı basın Türkçeye sayısı var mı ,varsa ne düzeyde?
2- Lise, lisans ve yüksek lisans ve doktora düzeyinde okumuşların Türkçeye sayısı var mı , varsa ne düzeyde?
( BU YAZI DERLEMEDİR)
(*)Yeni Lisan Hareketi’nin öncüleri: Ömer Seyfettin (1884-1920), Ali Canip (1884-1967) ve Ziya Gökalp (1876-1924)
Diğer üyeler: Mustafa Nermi, Kâzım Nami (Duru), Aka Gündüz (Enis Avni), Mehmet Ali Tevfik (Yükselen), Reşad Nuri (Drago), Celal Sahir (Erozan), Subhi Edhem, Hüseyin Naci, Âkil Koyuncu, Edhem Hidayet, Tahsin Nahid, Selahaddin Asım, Mustafa Haluk ve Rasim Haşmet v.b.
(1 ) Ömer Seyfettin’in Yeni Lisan Makalesi Genç Kalemler dergisinin 11 Nisan 1911 tarihli sayısında yayımlanmıştır.
