12 EYLÜL VE BUGÜN
Silivri oldu, 12 Eylül’den ne farkı var?
Telefonlar dinleniyordu şimdi fişleme var…
Kenan Evren gitti, her şeye tek başına karar veren yani;
Tek ses, tek adam geldi; ne farkı var?..
Otur, otur kalk kalk..
Ve tek adamın gece aklına geleni (Emoş’un hayalini) sabah yasalaştıran milletvekilleri; “emret komutanımdan” ne farkı var?..
Ve sadece tek adamı saraya taşımak için yapılan “anayasa referandumunun”
12 Eylül’ün asker darbecilere dokunulmazlık sağlayan geçici 15’inci maddesi kaldırılmasıyla ne farkı var?
Bu sayede askeri darbe yerine sivil darbe yapılmadı mı?..
O tarihten bu yana tarihimizde hiçbir lidere verilmeyen sınırsız yetkiler verildi…
Verilmeye devam ediliyor…
Utanmamaya devam edersek…
Adı ister “Kurucu Meclis” olsun ister “Temsilciler meclisi”
İster “Türkiye Büyük Millet Meclisi…”
Oturtun; Sadi Irmak‘ın yerine Numan Kurtulmuş’u sistemin 12 Eylül’den ne farkı var söyleyin…
O günde otur dedi mi oturuyorduk kalk dedi mi kalkıyorduk…
Eğilmedik mi; bugün ne farkı var?
Sabah karanlıklarında evlere baskınlar bire bir…
Sorgusuz-sualsiz alıp götürülenler…
Mahkûm olmadan iki üç sene hapiste unutulanlar tıpatıp…
Gerçekleri konuştukları, yazdıkları için ;
Kovulan-atılan-içeri tıkılan gazeteciler, profesörler, aydınlar…
Ayağına kelepçe takarak eve tıkılan sanatçılar…
Muhalif belediye başkanları..
Kadınlar, çocuklar ve öğrenciler…
Sinmiş sermaye, pısmış sendikalar…
Asılanların yerine; yüreği dayanamayıp erken çekip gidenler..
Kendi şakağına kurşun sıkanları..
Ranzasının demirine kendini asanları aldı…
Allah aşkına söyler misiniz ne farkı var?
Siz hiç Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e
“Allah, peygamber, son halife” dendiğini duydunuz mu?
Siz hiç Atatürk’ün Türk Milleti’ne yalan söylediğini hiç duydunuz mu?
Tek ayak üzerinde anında kırk yalan söylüyor…
Hakaret ve tehdit ediyor…
Alay ediyor, küçümsüyor…
Elinden gelse kendisine muhalif olan herkesi zerre kadar acımadan kurşuna dizecek…
Darbeci Kenan Evren’den hatta çağın en acımasız diktatörü
Adolf Hitler’den ne farkı var?
Fakat hala %30 oy alıyor…
Aklımız beynimiz mi yok?
Kaç yıldır ikinci 12 Eylül’ü yaşıyoruz…
Ne de “utandık” kardeşim…
Dün akşam, okul saldırısı sonrası, daha önce defalarca kurulan ve artık kına getiren şu cümleyi yine duyduk;
“Siyaset malzemesi yapmayın..”
Can ve mal güvenliğimiz yok…
Allah aşkına bunca pisliği kötülüğü, tehlikeyi siyasete konu etmeyeceğiz de neyi edeceğiz?
Sıkıyönetim yasaklarından ne farkı var?
Yahu beyler bayanlar..
Çoban, otlaklarını sever vatanın…
Köylü tarlasının olduğu yeri…
Simitçi, kalabalık geçidini…
Bürokrat koltuğunun durduğu yerini…
Şarkıcı konser gecelerini…
Dondurmacı sıcağını.. Doğalgazcı-oduncu soğuk günlerini..
Hırsız karanlığını sever vatanın…
AKMHP’li Cumhurbaşkanı:
Ağacı değil kerestelerini..
Tarlaları değil yandaşa peşkeş çekilecek inşaat parsellerini…
Denizi değil ihaleye verilecek kıyılarını, koy ve limanlarını..
Çağdaş çocukları değil kindar dindar çocukları sever..
Ormanı değil altındaki madenleri..
Kömürünü çok sever mesela…
Yandaşını, yalakasını da…
Siz neresini seversiniz bu vatanın?
Cevap vermeyin, ilk seçimde alacağım ben cevabınızı…
İstanbul 17.04.2026 12.12
