Kılıçdaroğlu İhaneti Bile Beceremedi
Kemal Kılıçdaroğlu’nun Çöküşü, Özgür Özel’in Yükselişi
Türkiye siyasetinde kimi başarısızlıklar sıradandır; unutulur, geçer. Ama bazıları vardır ki, sahibinin adını tarihe bir ibret levhası olarak çakar. Kemal Kılıçdaroğlu’nun son perdesi işte bu ikinci türdendir. Çünkü karşımızda yalnızca beceriksiz bir genel başkan değil; kendisine emanet edilen partiye sırtını dönmüş, üstüne bir de verilen rolü berbat etmiş bir figür duruyor.
Önce çıplak gerçeği söyleyelim: Bu ülkede bir rejim ameliyatı yapılmak isteniyor. Anayasa değiştirilecek, kuvvetler ayrılığının kalan kırıntıları da süpürülecek, Türkiye yavaş yavaş bir Orta Doğu ülkesinin tek adam mantığına çekilecekti. Böyle bir operasyonun önündeki en büyük engel, ülkenin en köklü muhalefet partisidir. O engeli içeriden çatlatmak, ana muhalefeti kendi eliyle felç etmek için birinin sahneye çıkması gerekiyordu. Kılıçdaroğlu bu rolü kabul etti. Yıllarca genel başkanlığını yaptığı, milyonların umudunu bağladığı partiye karşı, onu çökertmeye çalışan sistemin bir parçası hâline geldi.
Buraya kadar hikâye, soğukkanlı bir ihanet hikâyesidir. Fakat asıl trajikomik kısım şimdi başlıyor: Adam ihaneti bile beceremedi.
Kendisine verilen iş basitti aslında — partiyi sessizce teslim et, ortalığı toza dumana boğmadan kenara çekil. Oysa Kılıçdaroğlu, eline tutuşturulan senaryoyu eline yüzüne bulaştırdı. Genel merkezin kapısına polis çağırdı; partilinin yüreğinde onulmaz bir kırılma yarattı. Avlulara arabalar dizdirip “bunlar haram parayla alındı” algısı pompaladı; ortada duran, kararsız CHP’liyi bile karşısına aldı. Dahası, bir zamanlar “genel başkanım” diyen yol arkadaşlarını iktidara........
