Yeni enerji jeopolitiğinde Türkiye’nin stratejik konumu
Orta Doğu’da ABD-İsrail ile İran arasında yaşanan savaşın en kritik kırılma anlarından birisi hiç şüphesiz Hürmüz Boğazı’nın kapanması olmuştur. Hürmüz Boğazı küresel enerji arzı açısından büyük bir öneme haizdir. Günlük yaklaşık 17–20 milyon varil petrol buradan geçmekte, bu miktar küresel petrol ticaretinin yaklaşık 0’unun buraya bağlı olduğunu göstermektedir. Daha da çarpıcı olan ise, dünya petrol tüketiminin yaklaşık beşte birinin bu hat üzerinden taşınmasıdır. Bu nedenle boğazın kapanması ya da akışın ciddi şekilde aksaması, küresel ölçekte ekonomik ve siyasi sonuçlar doğuran bir kırılma yaratabilecek potansiyele sahiptir.
Savaş sürecinde tanker trafiğinin durma noktasına gelmesi, petrol fiyatlarında hızlı yükselişlere yol açmış ve küresel piyasalarda ciddi dalgalanmalar yaratmıştır. Alternatif güzergâhların sınırlı olması, bu krizi daha da derinleştirmektedir. Uluslararası Enerji Ajansı verilerine göre, kara boru hatlarıyla taşınabilecek petrol miktarı, Hürmüz’den geçen toplam hacmin yalnızca küçük bir bölümünü karşılayabilmektedir. Özellikle Çin, Hindistan ve Japonya gibi enerjiye bağımlı ekonomiler bu tür bir krizden en fazla etkilenen ülkeler arasında yer almaktadır.
Diğer yandan küresel LNG arzının........
