Bakın şu yakışıklıya
Dostum, adam zaten yıllardır elindeki senaryoya göre oynadı. Oyun oynamaktan başka da mahareti yoğudu. Fazla abartmamak lazımdı...
Erol Taş’ı hep kötü adam sanmıştık. Oysa dünyanın en iyi kalpli adamları sıralamasında dereceye girecek adamdı rahmetli.
Hem de senaryodan değil, gerçek hayata göreydi bu hakikat.
Öyle aylık geliri iki buçuk milyon falan da değildi. Film başına aldığı üç beş kuruşla hayatını idame ettirmişti. Eşi vefat edince de uzunca bir dönem üç çocuğuna hem annelik hem de babalık yapmak zorunda kalmıştı.
Kendisi sık sık anlatmıştır; “… Bazen halkımız filmlerde hep kötü adamı oynadığımdan dolayı üzerime saldırıyordu. Şampiyon bir boksör olmama rağmen, hiç elimi kaldırmadan dayak yediğim çok oldu.” diyordu… Ne gam!
Adıyla anılan meşhur kahvehanesini yıllarca işletti. Babacan bir hayat yaşadı. Üstelik ayağının biri de hastalığından dolayı kesilmişti… Sonra da sessiz sedasız geçip gitti Erol Taş. Allah Rahmet eylesin.
Bir de Ülkücüydü bu güzel adam…
Hayatı gerçek bir “Yeşilçam Filmi” gibiydi… Onur vardı, yokluk vardı,........
