menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

FOTOĞRAFLARIN ANLATTIKLARI

25 0
16.03.2026

Bazen bir fotoğraf, bir katliamın bütün gerçeğini tek başına anlatır.Bu fotoğraf da öyle bir kare.

16 Mart 1988’de Saddam Hüseyin’in başında bulunduğu Irak Baas rejimi, Irak Kürdistanı’nın Halepçe kentinde binlerce sivili kimyasal bombalarla katletti.

Ben bu fotoğrafı katliamdan iki gün sonra, 18 Mart 1988’de çektim.Fotoğraftaki kişi bir baba: Ömer Hawar.Kucağında ise henüz adı bile konmamış bebeği vardı.

Bu fotoğraf yayımlandığı ilk günden itibaren Halepçe Katliamının sembolü hâline geldi.Dünya medyasında verilen adı ise: “Sessiz Tanık.”

Her zaman şunu savunurum: Fotoğraf öyle güçlüdür ki bazen bir savaşın bitmesine neden olur, bazen de bir savaşın başlamasına…

Fotoğrafın gücü o kadar büyüktür ki, kitap dolusu yazıyla anlatmaya çalıştığınız bir olayı tek başına anlatabilir. Bakan insanları düşündürür, olayları zihinlerine kazır ve yeniden düşünmeye zorlar.

Çünkü fotoğraf ne gördüyse onu yansıtır.

Okuduğunuz bir yazıyı çoğu zaman unutursunuz. Belki aklınızda birkaç satır kalır. Ama bir fotoğrafı bir kez gördünüz mü onu kolay kolay unutamazsınız. O an, o fotoğraf sayesinde zihninizde bütün ayrıntılarıyla yeniden canlanır.

Halepçe Katliamının sembol fotoğrafı olan ve onlarca ödül alan Sessiz Tanık da işte böyle bir kare. Kimyasal silahlar ne zaman konuşulsa, bu fotoğraf yeniden gündeme gelir.

Bu fotoğrafın hikâyesi oldukça derindir.

Altı bine yakın sivil Kürt’ün nasıl bir vahşete uğradığının en güçlü tanıklarından biridir. Bu yüzden adı “Sessiz Tanık” tır.

O bebek… Henüz adı bile konmamış bir bebek.Dünyaya yeni gözlerini açmış o küçücük yüzündeki masumiyet sanki şu soruyu haykırır gibidir:

“Beni neden öldürdünüz?”

Halepçe’de binlerce sivil, Saddam Hüseyin rejiminin attığı kimyasal bombalarla hayatını kaybetti. Kadınlar, çocuklar ve yaşlılar birkaç dakika içinde sokaklarda, evlerinde ve merdiven başlarında can verdi.

Katliamdan hemen sonra Halepçe’ye ulaştım. Çektiğim fotoğraflar kısa sürede dünya basınında yayımlandı ve Halepçe’de yaşanan trajedinin boyutunu uluslararası kamuoyuna gösterdi.

Aradan geçen yıllara rağmen o gün gördüğüm manzaraları unutmam mümkün değil. Çünkü Halepçe yalnızca bir katliam değil, aynı zamanda insanlığın vicdanında açılmış derin bir yaradır.

Şehre ilk adım attığınız anda karşılaştığınız dehşet insanın zihnine kazınıyor.

Sokaklarda dolaşırken yayılan ölüm kokusu, savaşın ne kadar kirli ve acımasız olduğunu açıkça gösteriyordu. Şehir ölümün sessizliğiyle kaplanmıştı. İnsanlar ölünce şehirler de ölüyordu.

İç kesimlere doğru ilerlerken zaman zaman üstümüzden geçen uçakların sesini duyuyordum. Bunun dışında her yer derin bir sessizlik içindeydi.

Yürüdükçe cesetlerin sayısı artıyordu.

Her adımda yaşlılar, kadınlar ve çocuklar…Ellerinde silah olmayan masum insanlar.

Evlerin avlularında, merdiven başlarında, sokaklarda can vermişlerdi. Bazı evlerde aileler sofra başında hayatlarını kaybetmişti. Zehirli gazların etkisiyle derileri morarmış, vücutlarında kabarcıklar oluşmuştu.

Savaş bölgelerinde çok şey gördüm. Cephelerde bulundum, bombardımanlara........

© Tigris Haber