menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Sandıkta kazanamayanların “butlan” darbesi

5 0
previous day

Türkiye artık sadece bir siyasi kriz yaşamıyor. Türkiye, doğrudan doğruya sandığın, muhalefetin ve halk iradesinin tasfiye edilmeye çalışıldığı bir dönemin içine sürükleniyor. Dün seçimle alınamayan belediyelere kayyum atanıyordu, bugün ise ana muhalefet partisine mahkeme koridorlarından operasyon çekiliyor.

CHP’ye yönelik “mutlak butlan” kararıyla Kemal Kılıçdaroğlu’nun yeniden genel başkan ilan edilmesi ve ardından polis eşliğinde parti binasının fiilen ele geçirilmesi, Türkiye siyasetinde kara bir eşiktir. Bu sadece CHP’nin iç meselesi değildir. Bu, iktidarın koltuğunu korumak için devletin bütün imkanlarını siyasetin emrine verdiği yeni rejimin fotoğrafıdır.

Ve bu fotoğrafın içinde en trajik karelerden biri de, yıllarca “demokrasi”, “hukuk” ve “helalleşme” söylemleriyle siyaset yapan Kemal Kılıçdaroğlu’nun durduğu yerdir.

Devlet gücüyle parti dizaynı

Bir siyasi partinin genel merkezine polisle girilmesi, yönetime mahkeme kararlarıyla el konulması ve bunun “hukuki süreç” diye sunulması, demokratik ülkelerde görülebilecek bir tablo değildir.

Çünkü mesele hukuk değil, güçtür.

19 Mart’tan sonra başlayan süreç zaten bunu gösteriyordu. Muhalefete dönük operasyonlar, baskılar, soruşturmalar, medya kuşatması, belediyeler üzerindeki tehditler… Bütün bunların amacı açıktı: İktidarı sandıkta kaybetme ihtimalini ortadan kaldırmak.

Çünkü ekonomik tablo ağırdır. Çünkü toplum yoksullaşmıştır. Çünkü gençler ülkeden umudunu kesmiştir. Çünkü iktidar artık toplumu ikna ederek değil, baskıyı büyüterek ayakta kalmaya çalışmaktadır.

Şimdi buna bir halka daha eklendi: Muhalefeti içeriden........

© T24