Türk'ün kışı, Kürt'ün baharı
Bir notun açtığı kapı
Kitabın ilk sayfasını açtığımda, arasından küçük bir kâğıt parçası düştü önüme. Üzerinde, tek cümle yazıyordu:
“Kitap eline geçtiğinde kardeşim Sultan’ı ara.”
Notta yazılı telefonu aradım. Sultan’dan dinledim onun hikâyesini.
Haydar, çeyrek yüzyıl önce, hayallerindeki güzel bir dünya düşünü duvarlara resmetmek isterken baskına uğramış, yaralı olarak yakalanmıştı. Ömrünün 27 yılını cezaevinde geçirmiş, müebbete mahkûm biriydi o… Yazarı olduğu öykü kitaplarını göndermişti bana.
İnkârın uzun tarihi
Kürtler...
Devlet nezdinde hep “kırt” muamelesi gördüler. Kürt olduklarını hatırladıklarında ya şaki denildi adlarına ya da terörist.
Ülkenin pastasından paylarına düşen hep azdı. Ne buldularsa ondan çıkarmaya çalıştılar kısmetlerini. Bu yüzden, çoğu kez haine, kaçakçıya çıktı adları. Gün oldu, fındık topladıkları şehirlerden kovuldular, gün oldu bilinmeyen bir dilden konuştukları için hor görüldüler, gün oldu sınır boylarında uçaklarla bombalandılar, öldürüldüler. İktidar aklının yaptığı belgesel filmlerde bile böyle kaydedildi ahvalleri: köyleri yakıldı, yıkıldı, yerinden yurdundan edildiler.
Hep Türk gibi olmaları istendi onlardan; Türk gibi düşünmeleri, Türk gibi konuşmaları, Türk gibi hissetmeleri...
Yok saymanın resmî dili
Söz uçar yazı kalır.
Az değil, bir yılı aşkın zaman oldu. İktidarla Kürtler arasında “terörü bitirmek” üzere yürütülen görüşmeler sona erdi. Geçen sürede umutlar pompalandı, sözler verildi, hayaller kuruldu.
Sonunda söz uçtu, geride altına imzalar atılmış 51 sayfalık bir komisyon raporu kaldı:
Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu Raporu.
“Terör” sözcüğünün 35 kez geçtiği raporda “Kürt sorunu”nun adı bile anılmamış! Ne “eşitlik” den eser var, ne de “eşit yurttaşlık”tan bir kelam. Kürt’ün “anadili” yoklara karışmış, “yüzleşme” dersen hak getire, “faili meçhuller” de öyle. Ne kayyumların adı var, ne belediye başkanlarına yapılan zulmün, ne de yıllardır hapislerde ömrü çürüyen siyasi tutsakların.
Bu arada öğrendik ki, yüz yıldır ülkenin anasını ağlatan........
