menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kılıçdaroğlu'nun günahları (3/4): Değişime direnmenin sefaleti

30 0
30.06.2026

Hakkını yememek gerekir. Bir konuda oldukça istikrarlıydı. CHP lideri olduğu 13 yıl boyunca ne yapıp edip partisinin oy oranını, "-25 bandında sabit tutmayı başarabilmişti.

Türkiye siyasetinin vazgeçilmez bir alışkanlığıydı. Liderler, bir kez koltuğa oturunca kalkmak bilmez, mezara kadar lider kalmak isterlerdi.

Yenilmek, onun için vız gelirdi. Bir değil, üç değil, beş değil; ondan fazla bile olsa vız gelirdi. İstifa sözcüğü lügatinde yoktu. Onca başarısızlığa rağmen, umut vermesini, hayal satmasını iyi becerirdi. Ne yapar eder, yumar gözünü açar ağzını; Saray iktidarına veryansın eder, diklenir, kükrer, yeniden göze girmeyi başarırdı. Öyle ki en sağından, en soluna, Kürt’ünden, Alevi’sine kadar yeniden kendisine bağlamasını becerirdi.

Hep sağa güvenmeyi esas aldı. Cumhurbaşkanlığı ve genel seçimlerde de böyle olmuştu. Altılı masa ittifakıyla CHP kontenjanından 39 milletvekilini sağ partilere hediye eden oydu. CHP’li seçmenlerin oylarıyla seçilen bu vekillerden 6’sının, sonradan AKP’ye geçmesi ise seçmen hafızasında sürekli sızlayacak bir yara olarak kaldı.

75 yaşına gelmişti. 13 yıllık liderlik dönemine çok sayıda başarısızlık sığdırmış, girdiği bütün seçimlerden yenilgiyle çıkmıştı. Parlamenter sistemin yok edildiği referandum, onun en büyük eseriydi. Yargının bütünüyle ele geçirilmiş olduğu koşullarda; yapılan her türlü yolsuzluk, yağma, hile ve liyakatsizliğe karşı yaptığı yegâne şey, en yüksek perdeden kınamak oluyordu. Yaptığı, kayda değer tek şey olan Adalet Yürüyüşünde ise tek başına yürümek istemiş, kalabalıkları uzak tutmuş, başka kentlerden katılım olsun istememişti.

Tabanın artık canına tak demişti. Yeni sesler duymak; yeni insanlar, yeni politikalar görmek ve köklü bir değişim istiyordu.

O ise değişime karşı direniyordu. Sokaktan gelen sese aldırmıyor, kendinden 26 yaş daha genç birine koltuğunu kaptırmamak için debeleniyordu. Etiyle, dişiyle, tırnağıyla direniyordu! Parti tabanında büyük bir güven kaybı oluşmuştu. Teknesi artık su almaya başlamıştı. Çırpındıkça yalpalıyor, yalpaladıkça batıyordu. Dümeni rakibine bırakmaktansa, başka bir gemiden atılan can simidine uzanmayı tercih ediyor, medet umduğu yerin AKP gemisi olduğunu ise çok iyi biliyordu.

Yenilgiyle çıktığı........

© T24