menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kılıçdaroğlu'nun günahları (1/4): Kasetle gelen bahar

34 0
24.06.2026

Sözüm, uzak geçmişe değil. 2010 sonrası ülkenin adım adım otoriterizmin bataklığına sürüklendiği sürecin önemli aktörlerinden CHP’nin kısa tarihine ilişkin. Öncesi, çok daha uzun bir yazının konusu.

Bir zamanlar televizyonlarda, siyasi parti liderleri arasında tartışmaların yapılabildiği dönemdi. Onu, koltuğunun altında dosyalarla Deniz Baykal’ın arkasında dolaşırken tanıdık. Tartışmadan tartışmaya koşan, konulara hâkim, hesap yapmasını bilen, konuşurken taşı gediğine koymakta becerikli biri olarak kısa sürede Baykal’ın gözdesi olmuştu.

Talih onun yüzüne, olağan şüphelisinin AKP/Gülen Cemaati ortaklığının olduğu gizli/kirli bir kaset operasyonu sonucu, Deniz Baykal'ın görevden istifasıyla gülecekti.

O Deniz Baykal ki, sosyal demokrasinin bölünerek üç ayrı parti hâlinde girdiği 1994 yerel seçimlerinde İstanbul'u %'le Tayyip Erdoğan'a, Ankara'yı ise ' ile Melih Gökçek'e armağan etmiş bir lider olarak anılacak; adı, AKP'nin iktidara yürüdüğü yolun taşlarını döşeyen tartışmalı bir figür olarak tarihin sayfalarına yazılacaktı.

Böylece CHP’de, 16 yıllık Deniz Baykal dönemi bitmiş, 13 yıl sürecek Kemal Kılıçdaroğlu dönemi başlamıştı.

Kılıçdaroğlu’nun sonraki yıllarında, otoriterizmin yapı taşları AKP-Cemaat ortaklığının ince işçiliğiyle döşenmeye devam edecekti. Önce 2010 referandumu, sonra 2016 Haziran’ında dokunulmazlıkların kaldırılması, 15 Temmuz 2016 darbe girişimi, arkasından Yenikapı Ruhu, devamında uygulanan OHAL rejimi ve nihayet 2017 referandumuyla geçilen Cumhurbaşkanlığı Sistemi…

Cumhuriyet kuşatılırken

Kılıçdaroğlu CHP genel başkanlığına seçildiğinde AKP-Cemaat........

© T24