menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Eurovision’dan Gazze’ye Avrupa’nın vicdan aynası

10 0
18.05.2026

Bir uygarlık, insan haklarını yalnızca düşmanına karşı savunuyorsa,

o artık ahlaki bir ilke değil, jeopolitik bir araçtır.

Dünyada son birkaç yılda yaşananlar, Avrupa ve Amerikan merkezli medeniyet algısının yeniden sorgulanmasına sebep oldu. Her iki kıtada beyaz adamın yüzyıllardır sürdürdüğü kolonyalizme dayalı karanlık geçmiş yeniden görünür hâle geldi. “Medeniyet” örtüsüyle gizlenen kanlı tarih artık daha yüksek sesle sorgulanıyor.

Rusya'nın Ukrayna'yı işgali ve İsrail'in yetmiş yıldır işgal ettiği toprakları genişleterek Gazze'de uyguladığı soykırım bir turnusol kâğıdı gibiydi.

Bir yanda Rusya’ya karşı yükselen ahlaki öfke; kültürel boykotlar, dışlanan sanatçılar, yasaklanan konserler… Öte yanda Gazze’nin yıkımı karşısında korunan bir İsrail ve susturulan protestolar…

Diğer yanda: Gazze’deki işgal ve soykırımın mimarı İsrail’e karşı gösterilen hoşgörü, kültürel etkinliklerde korunma, Eurovision’a katılım, protestocuların susturulması gibi ayrıcalıklı tavır.

Kaçınılmaz olarak şu soruları gündeme getirdi:

Sahi, “medeniyet” bunun neresinde?

Avrupa gerçekten insan haklarını mı savunuyor, yoksa yalnızca kendi politik hizasını mı koruyor?

Soykırımın aynasında medeniyetin iki yüzü

Geçmişle karşılaştırıldığında Avrupa ilk kez savaş nedeniyle bir ülkeye kültürel izolasyon uygulamıyor; ama ilk kez bunu “evrensel ahlak” diliyle pazarlıyordu.

İtalya’daki bir üniversitede Dostoyevski semineri iptal ediliyor, Ukrayna’da Leo Tolstoy müfredattan çıkarılıyor, Rus klasiklerine yönelik kültürel ambargo konuyordu.

Kültür kırımı müzik alanında da aynıydı. Pyotr Ilyich Tchaikovsky’nin Avrupa’daki bazı orkestralarda eserleri programdan çıkarılırken, orkestra şefi Valery Gergiev tüm görevlerinden uzaklaştırılıyor, Münih Filarmoni ile ilişkisi kesiliyordu. Anna Netrebko ise Opera programlarından dışlanarak siyasi açıklama yapmaya zorlanıyordu. Avrupa’nın kültür ve sanat alanındaki ırkçılığı bilim dünyasına da sıçrıyor; Rus akademisyenlerle işbirlikleri askıya alınıyor, Avrupa araştırma ağlarında dışlamalar yaşanıyor ve bazı üniversiteler Rus kurumlarıyla ilişkilerini donduruyordu.

Böylece dünya, Putin’i cezalandırırken bazen Çehov’u yasaklayan, kimi yerde Tolstoy’u linç eden, bazen de Çaykovski’yi mahkûm etmekten geri kalmayan bir “medeni Avrupa”ya........

© T24