menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Sanat ve bir estetik deneyim olarak acı

19 19
previous day

Diğer

30 Aralık 2025

Çığlık, Edvard Munch (1893)

Acı neden bu kadar sık estetikle (şiir, edebiyat, sanat) buluşur? Yoksa bu da bir kaçış biçimi midir? Bu soru, acı–etik hattından estetik alana geçerken en tehlikeli ama en verimli eşiğe dokunuyor. Çünkü burada da aynı ikili risk var: estetik ya derinleştirir ya da kaçışa dönüşür. İkisi arasındaki fark çoğu zaman görünmezdir.

Acı neden estetikle bu kadar sık buluşur? Çünkü acı, dile doğrudan gelmez. Acı çoğu zaman kavramsal değildir, lineer değildir, açıklanmak istemez. Şiir, edebiyat ve sanat tam da bu yüzden devreye girer. Çünkü estetik dil açıklamaz gösterir, dolaylı konuşur. Acı, düz cümlelerle söylendiğinde yavanlaşır ya da patolojize edilir. Estetik, acıya temsil edilebilir ama tüketilemez bir form verir. Estetik, acıyla mesafe kurmanın bir yoludur. Estetik acıyı inkâr etmez ama ona tamamen gömülmeyi de engeller.

Bir şiir, bir roman, bir resim; acıyı çerçeveler. Çerçeve acıyı küçültmez ama taşınabilir kılar. Bu anlamda estetik, acıyla yaşamanın bir tekniğidir. Bu teknik olmadığında, iki uç kalır; ya suskunluk ya da çığlık. Sanat, bu ikisi arasında üçüncü bir alan açar. Acı, estetikte başkasına açılır. Gündelik acı çoğu zaman yalnızdır; estetik acı ise paylaşılabilir. Bir metin ya da imge şunu mümkün kılar: “Bu sadece benim başıma gelmedi.” Bu, acıyı romantize etmek değil; onu yalnızlıktan kurtarmaktır. Etik boyut burada yeniden belirir: acı, estetikte başkasına ulaşabildiği ölçüde kapanmaktan çıkar.

Etikten kopuk estetik acıyı derin bir imaja indirger, onu gerçek hayattan koparır, seyredilebilir bir nesneye dönüştürür. Burada acı rahatsız etmez, talep etmez, sorumluluk doğurmaz. Bu noktada estetik, etik bir yüzleşme değil, rahatlatıcı bir telkin olur.

Acıyı kimliğe sabitlemek bir başka kaçış biçimi olarak çıkıyor karşımıza: “Ben acı çeken bir sanatçıyım.” Bu söylemde acı dönüşmez, hareket etmez, sürekli yeniden üretilir. Sanat burada acıyı dönüştürmez; onu sabitler. Bu, yaratıcı bir süreç değil, döngüsel bir kapanmadır. Belki de burada bir acıma nesnesi olarak sanatçının kendi patetik anlamını dolaşıma sokmasıdır söz konusu olan.

Acı, sessiz kalırsa çürür, açık konuşursa indirgenir; acı ile estetik arasındaki ilişki bu yüzden bitmez. Estetik bu iki tehlike arasında bir ara dil sunar. Ama bu dil acıyı hafifletmek için değil onu ciddiye almak için kullanıldığında sahicidir. İşte burada “sanat iyileştirir” söylemindeki sorgulanması gereken nokta ortaya çıkar. Belki de en dürüst sanat, acıyı ne iyileştirir ne de yüceltir; sadece derinleştiren bir bakışı........

© T24