Kıbrıs sorununda son durum-suzluk
Diğer
16 Aralık 2025
Yazılı belgeler yaşamımızın tarihe düşülen notlarıdır. Bir de görsel tarihimiz var. Televizyon ekranları beklentilerimiz ve zaman geçirme anlarımız arasında zihnimizi meşgul eden medya oldu hep. Cam tüplü televizyonlardan LED ekranlı televizyonlara geçtik ama bizde durum hala farksız – bilmece aynı bilmece: Sürekli çözülmenin eşiğinde ama sürekli bir çözümsüzlük hali. Çok dillendirilir ama çok bilinmez. Barış istenir ama barışın bin bir adı vardır; hangisini çağırsan dönüp akmaz. Çözüm hem odur hem de bu. Bu statükonun sürdürülemezliği konuşulur – hep konuşulur; elli bir yıldır… Evet, bu bilmecenin nesnesi “Kıbrıs sorunu”dur… Tırnak içine alıyorum çünkü kimilerine göre sorun 1974’te ortadan kalkmıştır.
51 yıldır süren masa cambazlığı, terminoloji illüzyonizmi ve mağduriyet indirgemeciliğine maruz kalan çözüm süreci yeni seçilen Kıbrıslıtürk toplum lideri Tufan Erhürman’la yeniden anime edildi. Sanırım bir suni teneffüs momentinden sonra sürecin hafızasına dönme girişimlerinin gerçekleşmesine tanık oluyoruz.
Sorun çözmekle ilgili "samimiyet ve iyi niyet" yaşamın her kesitiyle örtüşen bir bilinç şeklidir. Diplomasi bundan muaf değil. Kıbrıs sorununa çözüm arayışı bir matematik problematiği gibi algılanmamalı. Hınç, teselli, acı, travma, gelecek tahayyülü gibi karmaşık duyguların arındırılarak bir barış kültürünün inşa sürecidir söz konusu. Bu yüzden politik figür yerine daha fazla bilgeliğe ihtiyaç duyulan bir sürecin içindeyiz. Bu durumda isteme iradesinin bir tasarım yeteneğine ihtiyacı var. Bu da insani boyutun en temel ölçü olması gerektiği zorunluluğunu doğurur...
Geç kalınmış bir gelecek inşası için dikkatler yine bilenmiş durumda. Özellikle barış ve çözüm isteyen kitleler olarak bir umut atmosferinden beklentisi olanlar bir kez daha hayal kırıklığını kaldırırlar mı bilinmez. Bilinmez diyorum çünkü uzun süren çözümsüzlük, beklentileri körelterek yerine bir “ne olursa olsun” kanaatini yerleştirebilir. Zihinler zaten buna alışmaya meyil veren bir kıvama geldi diyebiliriz.
Kıbrıs’ın bölünmüşlüğüne etik olarak direnç gösteriyor olsak da bilinçaltımızda depreşen pragmatik kolaycılık bu direnci kıran bir “vazgeçme” motivasyonuna dönüşebilir. Toplumsal aklın bir yarısı içinde bulunduğumuz durumun normalleşmesini diğer yarısı da bunun asla bir normaliteye dönüşmemesi gerektiği arasında gidip geliyor. Bu ikircikli, kararsız durum bölgede çıkarı olan güçlerin kendi planlarını gerçekleştirme olasılığını güçlendiriyor. Uzun çözümsüzlük süreleri mutlaka Ortadoğu ve Doğu Akdeniz bölgesinde jeopolitik çıkarları olan çatışmalı büyük........
